25 Kasım 2009 Çarşamba

25 Kasım 2009 KESK Grevi


Belki duymuşsunuzdur, bugün, yani 25 Kasım 2009 Çarşamba günü, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu grev yapacak.

"Belki duymuşsunuzdur" diyorum, zira şu anda, yani greve saatler kala, Milliyet, Hürriyet, Habertürk ve Ntvmsnbc sitelerinin manşet kısımlarında grevle ilgili bir tane habere rastlamak mümkün değil. (Rastlayabileceğiniz haberler arasında şunlar var: Kaddafi'nin çadırı, kolonya kokusu yüzünden işini kaybeden TV sunucusu, modern zamanların en seksi reklamları, sonbaharda gidilecek yerler vb.) Vatan'ın sitesinde manşet kısmında ise, grev lafı geçmiyor ama "Yarın için tedbirinizi alın" başlığı mevcut, tıklayınca açılmayan bir sayfaya gidiyor. Ne hoş...

Bir ara, öğleden sonra gibi, Ntvmsnbc'de başbakanımızın "Grev yasal değil" gibi bir açıklaması belirdi ama, şu anda o da görünmüyor...

Hal böyle olunca, bu bloga yolu düşebilecek üç-beş kişinin bari biraz bilgisi olsun dedim.

Arkadaşlar, yarın KESK greve gidiyor. (KESK'e üye olan sendikalar arasında EĞİTİM-SEN, HABER-SEN, SES [Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri] gibi sendikalar mevcut, tamamı burada)

Neden? Kısaca, insan gibi yaşayabilmek için. Biraz daha uzunca, kamu çalışanlarının 90%'ı yoksulluk sınırının altında yaşadığı, mevcut iktidar döneminde kamu çalışanlarının alım gücü 50% reel kayıba uğradığı, nüfusun 20%'si işsiz olduğu [Resmi rakamlar 15% diyor] için. Doğalgaza 50% zam yapılırken, kamu çalışanlarının ücretlerine -lütfen- 3% zam yapıldığı için.

Bu kısım KESK'in sitesinden direkt alıntıdır, tamamına bir göz gezdirmenizi dilerim.

25 Kasım’da daha eşit, özgür ve adil bir hayat için hayatı 1 gün durduracağız. 25 Kasım’da okullarda eğitim verilmeyecek; vergi toplanmayacak; belediye hizmetleri duracak, uçaklar uçmayacak, trenler yürümeyecek; acil servisler dışında hastaneler hizmet vermeyecek.

25 Kasım Grevi bir uyarı grevidir. Temel talebi demokratik bir çalışma yaşamı için toplu sözleşme ve grev hakkımızın hayata geçirilmesi; krizin bedelinin emekçilere ödetilmemesi ve emekçilerin kayıplarının karşılanmasıdır.


Bütün bunları tek bir şey için yazdım, o da şu: Lütfen, biraz bilginiz olsun. Lütfen yarın işe/okula giderken çekeceğiniz sıkıntının, milyonlarca çalışanın insanca yaşayabilme isteği karşısında çok ufak bir önemi haiz olduğunu bilin; kendi vatandaşına her türlü cefayı gözü kapalı çektirmekten imtina etmeyen bir hükümetin "Grev yasal değildir, vatandaşı mağdur ediyorlar" diyerek zaten -Yazının başında belirttiğimiz biçimde- dünyadan bihaber bırakılan halkı kendi hemşehrisine, komşusuna, eşine, dostuna karşı düşürme çabalarının farkında olun.

22 Kasım 2009 Pazar

Ne düşünüyorum?

Deniz Hanım'ın son yazısından hareketle...

  • Her sabah gardrobun karşısına geçip de ne giyeceğime karar verirken hayatın çok zor olduğunu düşünüyorum.
  • Haliç'in üzerinden geçerken İstanbul'un çok güzel bir kent olduğunu düşünüyorum.
  • Uzun bir süredir Kadıköy'e geçmediğimi düşünüyorum.
  • Hayatını bir insan olarak sürdürmenin çok büyük bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum.
  • Herhangi bir yemeği ellerimle yerken, milyonlarca yıllık evrim sürecine saygısızlık ettiğimi düşünüyorum.
  • Genellikle "Keşke" diye düşünmüyorum, ama arada bir "Acaba" diye düşünüyorum.
  • Yaşadıklarımdan çok şey öğrenmiş olsam da, hâlâ çok az şey bildiğimi düşünüyorum.

Bir de, galiba artık yatsam iyi olur diye düşünüyorum...

19 Kasım 2009 Perşembe

Los Angeles ve Trabzon'un ortak noktası nedir?

Jasmine Crystal on flickr


Los Angeles şehrine tepeden bakan HOLLYWOOD yazısını hepiniz bilirsiniz. Wikipedia sağ olsun bugün o yazıyla ilgili bilmediğim şeyler öğrendim:

  • Meğerse yazı ilk olarak oraya o bölgede inşa edilen bir sitenin reklamı için konmuş ve ilk hâlinde HOLLYWOODLAND yazıyormuş. Bir buçuk sene orada durması planlanıyormuş ama Los Angeles'ta gelişen sinema endüstrisi sağ olsun, birdenbire meşhur olmuş yazı, orada kalmasına karar vermişler.
  • 1949'da LAND kısmı sökülmüş, bugün bildiğimiz haline gelmiş.
  • 1978'de 9 adet meşhur insanın bağışlarıyla yazı tamamen yenilenmiş, bütün harfler çelikten yapılmış ve her bağışçı bir harfin masrafını üstlenmiş ($27,777).
  • 1932'de Peg Entwistle isminde bir aktris H'nin tepesinden atlayarak intihar etmiş.

Bunlar ve bunlar gibi birtakım gereksiz bilgilere göz atarken, sayfanın altındaki "Taklitler" kısmına da baktım. Dünyanın 40 köşesinden HOLLYWOOD yazısını taklit eden şehirleri, kasabaları listelemişler. New York'tan Avustralya'ya altmış küsür tane yer ismi arasında Türkiye'den de bir katılım eksik değildi elbette.

Ladies and Gentlemen, I give you the city of Trabzon: Where dreams come true...

Andra MB on flickr

Hiç blogun doğum günü kutlanır mı allasen?

Şimdi, blogu 2007 Eylül'ünde açmışım. Bilenler bilir, bunalımlı dönemler tabii, yazmışım da yazmışım... Aradan bir sene geçmiş, sonra biraz daha geçmiş ben "Aa, lan blogu yazmaya başlayalı bir seneyi geçmiş" demişim.

Onun üzerinden bir sene ve biraz daha zaman geçti, ben yine "Aa, lan blogu yazmaya başlayalı iki seneyi geçmiş" dedim.

Neyse artık, birkaç yazı daha yazarsam 200. yazıyı kutlarım artık...

Gerçi, nasıl kutlayacaksam... Doktor bu sabah antibiyotik verdi, bir hafta alkol yok.


Blogun ikinci yılı şerefine Mark Knopfler'dan gelsin o halde:

17 Kasım 2009 Salı

Skeptic Schizophrenic

Geçen gece rüyamda şizofren olduğumu gördüm. Rüya esnasında sahiplendiğim kişilik şu anki kişiliğim olan Sarper karakteriydi ve her nasılsa sahip olduğum diğer kişiliklerin yan karakterler olduğunun, asıl kişiliğimin Sarper olduğunun farkındaydım. Sonra rüyamda şunu sorguladım: "Ben eğer şizofrensem, nasıl Sarper karakterinin asıl kişiliğim olduğundan emin olabiliyorum ki?"

Sonra uyanmışım...

13 Kasım 2009 Cuma

God is an Astronaut

Dün akşam God is an Astronaut konserine gittim. Konser hakkında yazacak çok bir şeyim yok. GIAA belki de yıllardır dinlediğim en yeni ve iyi müziği yapıyor. Alper'in de dün akşam dediği gibi, "Daha önce dinlediğim hiçbir şeye benzemiyor" ve çok güzel.

Konser performanslarının da bundan aşağı kalır yanı yoktu açıkçası. Sahnede kaldıkları süre 1:30 saatten daha uzun değildi ama o kısa sürede, izlediğim en iyi konserlerden birini izledim.

Konser boyunca ekrana yansıttıkları görüntüler var ki bu görüntülerin konser performansındaki etkisi müziğinkine yakındır diyebilirim gönül rahatlığıyla. Görüntülerin müzikle olan uyumu zaten takdire şayanken, grubun çalmasıyla görüntüler arasındaki senkronizasyonun bir an bile -bak an diyorum- kaymaması gruba olan saygımı kat be kat artırdı...

Aşağıdaki şarkının adı Fragile, konserde de gösterilen görüntüler eşliğinde...


http://www.youtube.com/watch?v=V2lA7Oyv864

GIAA biraz daha popüler olsaydı keşke diye düşündük. Belki o zaman; konsere hiç de elverişli olmayan koridorumsu mimarisi, suratsız çalışanları ve içeride sigara içilmesiyle can sıkıcı bir ortam sunan Jolly Joker Balans'ta değil de, adam gibi bir yerde konser verirlerdi...