31 Aralık 2010 Cuma

2010 bilançosu...

Blogda en düzenli olarak yazdığım yazılar, bu yılbaşı yazıları galiba. Sektirmeden her sene Aralık'ta bir yılbaşı yazısı yazmışım.

Dilerseniz önceki senelerinkine bir göz atın, tam anlamıyla bir seri değil ama, ilginç bir retrospektif oldu az önce benim için:


Geçenlerde şöyle bir kafamdan geçirdim "Yılbaşı yazısında neler yazarım bu sene?" diye. 2010'a biraz keyifli ve biraz umutlu girmiş olduğumu hatırladım, biraz kendime güldüm.

Bilenler bilir, 2008'de mezun olduktan sonra bir sene boyunca Digital McCann'de çalıştım. Keyifli olduğu kadar çok da zorlu bir dönemdi. Hayatımda işten başka çok fazla bir şey var olmadı, özel hayat diye bir şeyden bahsetmek de pek mümkün değildi. Öyle ki o dönemde ev arkadaşlarım olan Emre ve Filiz'in yüzlerini bile zor görüyordum. 2009'un Eylül'ünde ajans değiştirdim. Yeni ajansım Litespell'deki çalışma saatlerim daha rahattı, sosyal hayatımın bir nebze zenginleşmeye başladığı bir döneme girdim. 2009'un son günlerindeki iyimser tavrımın arkasında da bu var aslında. Bir önceki seneyi ağırlıkla iş hayatına feda etmiş biri olarak, 2010'un özel yaşamımda birtakım değişiklikler getireceğine dair inancım tamdı. Ne var ki olaylar umduğum gibi gelişmedi. Özel hayatıma dair o iyimser havanın dağılması 2 ayı bulmadı ve beklentilerimin aksine 2010'daki kayda değer bütün gelişmeler iş hayatımda gerçekleşti.

Örneğin, Sedef'le birlikte Cannes Young Lions Türkiye elemelerinde internet kategorisinde birinci olduk ve Cannes'a gittik. Misak-ı Milli sınırları dışında nasıl bir reklam dünyası olduğuna şahit olduk, zihnimiz açıldı. Oradaki yarışmada ilk 3'e giremedik gerçi, sağlık olsun dedik...

Sonra ajans değişti. Litespell, Publicis grubuna katıldı ve hayatını Publicis Modem olarak sürdürmeye başladı. Küçük ve bağımsız bir ajansta çalışırken kendimi yine bir network ajansında buldum yani -Not that there's anything wrong with it.-. Üstüne bir de benim görevim değişti ajans içindeki. Kendi halimde bir tasarımcıyken birdenbire kendimi Creative Strategist olarak buldum (bkz: Anneye anlatılamayan meslekler). Görev tanımım, yaptığım iş tamamen değişti. Yaptığım işten daha fazla keyif aldığım bir konuma geldim. Aynı keyifle de devam ediyorum...

Gel gör ki iş hayatı dışında her şey aynı tas aynı hamam... O kadar ki, değişimin kendisi bile değişmiş olabilir o sırada... 2 sene önce, soranlara "Ben işimle evliyim" diyordum, sanırım yine aynı cevabı vermeye başlayacağım... Noel Baba'dan umutluydum ama, sanırım bu sene yeterince iyi bir çocuk olmamışım (: