Ana içeriğe atla

Kayıtlar

istanbul etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Paşabahçe

2017'de Viyana'ya gittiğimizde arkadaşlarımızla dolaşırken hava çok soğuk diye rastgele bir kafeye girmiştik. Mahalle arasında hiç turistik olmayan eski püskü bir kafeydi. Masalar sandalyeler zaten eski, duvarlarda retroluktan kitsch'liğe terfi etmiş resimler, ellerimizde bulaşık makinesiz zamanları hatırlamaktan başka özelliği olmayan dümdüz fincanlarla otururken hiçbir estetik kalitesi olmayan bu mekanı çok güzel bulduğumu farkettim. Kendimi bir an o mahallede yaşayan biri gibi hayal ettim ve muhtemelen gençken arkadaşlarımla, çocukken de ailemle o kafeye gittiğimi; hatta benden önce annemle babamın da benim yaşlarımdayken o kafede takıldıklarını hayal ettim. Benim için hayal olan, o mahallede yaşayanların bir kısmı için gerçekti muhtemelen. Ben ise, İstanbul'daki mahallemde yeni açılan mekânlara bakarken "Burası bundan önce kafeydi, ondan önce de büfe gibi bir şeydi. Bir ara da galiba ganyan bayii olmuştu" gibi dandik tarihçeleri düşünüp üniversitedeyken bi...

Arnavutköy sahilinde uyuyasım geldi

Bisikletle çıktım sabah, kondisyonumun düşük olduğunu tahmin ettiğimden çok uzatmayayım dedim, Kuruçeşme'ye kadar gittim, dönerken de Arnavutköy sahilinde bir banka oturdum... Hala da oradayım. Resmen burada böyle güneşin altında uyuyasım geldi, tatildeymişcesine... Annemleri aradım, Bodrum'a gitmişler onlar da...

İki nokta arasındaki en kısa mesafe

İki nokta arasındaki en kısa mesafenin bir çizgi olduğunu zannedenlere İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu hafta tokat gibi bir cevap verdi: iki nokta arasındaki en kısa mesafe üç çizgi de olabilir. Nasıl mı? Bakalım... Efendim malumunuz, Büyükşehir bir süredir Taksim - 4. Levent metro hattını Taksim yönünden Yenikapı'ya, 4. Levent yönünden de Ayazağa'ya uzatmak için çalışıyor. Bu minvalde yapılan çalışmalar nihayet sonuç verdi ve Taksim tarafında Şişhane istasyonu, 4. Levent tarafında da İTÜ ve Atatürk Oto Sanayii -O değil de, bir oto sanayii sitesinin isminin Atatürk olması hakkında ne desem bilemedim- İstasyonlarıyla uzadı. Bir başka deyişle, artık Şişhane'den Maslak'a kadar uzanan kesintisiz bir ray mevcut. Peki bu, Şişhane'den Maslak'a kadar kesintisiz bir metro hattı olduğu anlamına geliyor mu? Hayır. Şu anda Şişhane'den Maslak'a gitmek için öncelikle Şişhane - Taksim hattını kullanarak Taksim'e geçmeniz, orada tren değiştirip alışık olduğumu...

Çamurluksuz ve yağmurluksuz yola çıkan bir bisikletlinin yürek burkan, dramatik ama bir o kadar da sıcak öyküsü

Hani şair* diyor ya "Sensiz İstanbul'a düşmanım" diye. İnsanın kimi zaman bu önermeye katılası gelmiyor değil. Ne var ki, dün Ortaköy'den bisikletimle eve dönmeye çalışırken fikrim değişti. Baştan belirteyim, bisikletimde çamurluk yok, yanıma yağmurluk da almamıştım, yani bisikletle her zaman çıktığım gibi şort ve tişörtleydim. Hatta Ortaköy'de farkına varmadan bisiklet eldivenimin tekini de düşürmüşüm. Ortaköy'de Emre ve Filiz'le otururken yağmur başladı, hâlihazırda kararmakta olan hava biraz daha koyulaştı, ben de daha geç olmadan kendimi yola vurdum, Arnavutköy'ü geçip Bebek'e ulaştığımda ak iplik kara iplikten ayrılmaz hâle gelmişti, yoluma devam ettim. Rumeli Hisarı'nın önündeydim, sağlam bir rüzgar bastırdı karşıdan. Hava kararmış, rüzgara karşı pedal çevirirken "Keşke gözlüğümde cam silecekleri olsaydı" diye düşünüyorum çünkü her ne kadar sağanak olmasa da yağmur yeterince etkili: tişörtüm sırılsıklam, arka tekerleğimden sıç...

Şehir içinde bisiklete binmekle ilgili tavsiyeler

Bilindiği üzere iki hafta önce bisikletimi elden geçirdim, geçirdiğim gibi de Bakırköy'den eve kadar sürdüm. Şu iki hafta içinde 100 km.'nin üzerinde yol yapmışım hesaplarıma göre. Şehir içinde bisiklete binen ya da binmeyi düşünen okuyuculara birtakım tavsiyeler vermeyi bir borç bildim. 1. Kask takın. Muhtemelen en hayatî tavsiye bu, kafanızı koruyun. Aynı zamanda kaskın şöyle de bir avantajı var: trafikte daha ciddiye alınıyorsunuz. Sürücüler "Aha, sporcu galiba" diyerek üstünüze sürmekten vaz geçiyorlar, çoğunlukla... 2. Görünür olun. Bisikletinizde ya da sırt çantanızda vb. reflektör falan olsun, kırmızı giyin (Mesela benim kaskım ve sırt çantam kırmızı, çantanın üstünde reflektörlü kısımlar da mevcut.) . Ya da bisikletin arkasına takmak için şu yanıp sönen kırmızı LED'lerden alın. 3. Gözlük de takın. Şu sporcu gözlüklerinden. Maazallah gözünüze bir şey kaçarsa anında kaza yaparsınız. Ben iki sene önce yaptım, oradan biliyorum. Çok pahalı olmak zorunda d...

Sarper'e nasıl giderim?

Belki hatırlarsınız, İnternet Uygulamaları dersim için bir site yapıyordum, hatta konsepti Emre'nin bile beğendiğini söylemiştim (: Dersin hocası ve final sunumundaki jüri üyeleri de Emre'yle benzer fikirleri paylaşmış olsalar gerek ki, dersten AA'yla geçtim. Yaklaşık bir ay önce siteyi gören Ceren de duyduğum en güzel iltifatı yaptı yaklaşık 2500 km öteden -reklamın b.kunu çıkarmadan susayım artık- . Siteyi Aydın Doğan Vakfı Genç İletişimciler Yarışması'na gönderdim son olarak, kişisel web sitesi dalında. Bu amaçla, bilgisayarımın sabit diskinde ikamet eden site, üniversitenin sunucusu üzerinde online oldu. Buyurun, bakın, eleştirin: Sarper'e nasıl giderim?

İstanbul fotoğrafı ve üniversite sonrası hayatın ilk günü...

Bugün üniversite sonrası hayatın ilk günüydü. Güzel oldu, hatta tam anlamıyla kapak oldu... Neyse, bu başka bir hikayedir, başka bir zaman anlatılmalıdır... Bir de hafiften hasta oldum, yarın kadar iyileşsem keşke. Aşağıda son zamanlarda çektiğim güzel bir Rumeli Hisarı fotoğrafı var, sevgili Sadun'un son yazısına cevaben, bu da ona kapak olsun (:

Tanrım ne yapıyorum ben?

Ne zamandır bloga doğru düzgün bir şeyler yazmadığımı ben de fark ettim. En son film festivali zamanında yazmışım kendimle, hayatımın nasıl gittiğiyle ilgili elle tutulur bir şeyler. Zaten festival bittikten sonra da hayatım rayından çıktı (: Bir süredir neler yapıyorum, bari paylaşayım dedim. Tanrılar'a bir yakarış söz konusu değil yani başlıkta yaratılan etkinin aksine. Genel olarak okul bitsin diye bekliyorum aslında. Tezimi yazıp geçen hafta teslim ettim, pazartesi günü de savunması olacak. Bilmeyenler için tezimin başlığını paylaşayım: " Utilisation d'une carte géographique dans les systèmes interactifs d'information des transports en commun: Un test d'utilisabilité dur le système de recherche d'itinéraire d'İETT ". Tahmin edebileceğiniz gibi başlık bu kadar uzun olması münasebetiyle (Kapakta beş satır tutuyor) tezin önemli bir kısmını özetliyor. Tezde araştırmaya çalıştığım konu seyahat planlama sistemi adıyla anılan interaktif bilgilendirme sis...

Beni bu güzel havalar mahvetti*

Hava güzel. Dışarı mı çıksam? Haftaiçi de güzeldi hava. Moda'ya gittim. İki kere. Pizza yedim. Kahve içtim. Kahvaltı ettim. Kahve içtim. Vapura bindim. Hem de üç kere. Tasarımhaneye dart tahtası aldık. Perşembe günü evden çıkmadım. İnternetten Susam Sokağı izledim. Ödev yaptım. İnternet sitesi. Ana sayfa çizdim. Uzun zamandır yaptığım işler arasında en keyif aldığım şey oldu. Güzel de oldu. Emre bile beğendi. Dün masa taşıdım. Koltuk da taşıdım. Sonra da telefon kulübesi taşıdım. * : Orhan Veli, Güzel Havalar

Shush!

Do cities ever sleep? Sometimes they do. It's mostly a quick nap though. Have you ever witnessed to that tiny little slice of time, which is not night nor day? That is when the city sleeps. And just so you know, it doesn't happen everynight. Only, once in a while. Should you ever see the city asleep, just try to listen and don't make any noise. Because there are things that none can hear while the city's awake...