Ana içeriğe atla

Kayıtlar

internet etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yıllar sonra gelen ikinci Facebook yazısı...

Bugüne dair iki olay anlatayım izninizle: 1. Sabah, Dijital Marketing sektörünün içinde yer alan birisinin Facebook'un artık popüler olmadığını iddia ettiğine şahit oldum. Bu kanıya varmasındaki en büyük etkenin, kendisinin Facebook'a haftada bir mesajlarını kontrol etmek için girmesi olduğunu ekledi. 2. Akşam da, 1969 senesinde birlikte üniversiteye başlayıp mezun olduktan sonra -tek tük ikili ilişkiler haricinde- hiç görüşmemiş yaklaşık 30 kişilik bir grubun Nevizade'de buluşup, bolca rakı içip çılgınca eğlendiğine şahit oldum. Birbirlerini Facebook üzerinden bulmuşlardı. 28 Eylül 2010, böyle bir gündü...

Etkileşim azalması

Barselona seyahatine dair üçüncü ve son yazımı da yazdım. Üzerinden bir geçip, belki bir-iki fotoğraf da ekledikten sonra yarın yayınlamayı planlıyorum. Ondan önce sana sormak istediğim bir şey var sevgili okur. Blogun ilk zamanlarında gayet yüksek olan etkileşim git gide düşerek son aylarda sıfıra ulaştı. Hiçbir yazıya yorum gelmiyor neredeyse. Zaten, benim gibi blog sahibi olan pek çok yakın arkadaşım artık yazmayı da bıraktılar. Üzücü biraz. Her neyse, şunu soracağım: Neden yorum yapmıyorsun? Yine yorum yapmazsın diye, yan tarafa bir anket ekliyorum, bari onu cevapla (: Yorum da yapabilirsin tabii...

İzmir'de bi' şeyler oluyor!

Şimdi efendim, gün geçmiyor ki aklımıza bir soru takılmasın... Vay efendim "Triband neydi?" , yok efendim "LED nedir? Yenir mi, içilir mi?" . Şimdi 3 tane genç var: Aslı, Emin ve Mert. Bunlar işte bu sorulara ellerinden geldiğince cevap veriyorlar. Birinden birinde doğru cevap var, hangisinde olduğunu bulmak da size kalmış artık... Bu İşte Bi' İş Var! Uzun lafın kısası: Chuck'taki Buy More var ya, işte onun orijinali olan Best Buy , Türkiye'deki ilk mağazasını yıl sonunda İzmir'de açıyor. Best Buy, Güleryüzlü ve yardımsever satış elemanları (a.k.a. Mavi Tişörtlüler) bulabilsin diye de biz böyle bir şey yaptık. Elimize sağlık...

Dünya Çin olsun!

Çin bloklama çılgınlığında Çin, Tiananmen Meydanı olaylarının yaklaşan yıldönümü öncesi Hotmail, Twitter, YouTube ve Flickr gibi belli başlı sitelere erişimi engelledi. Haberin tamamı Ah şu Çinliler... Ne işleri varsa elalemin sitelerinde...

Biri Ulaştırma Bakanı'nı sansürleyebilir mi lütfen?

Bakan Yıldırım'dan Youtube'a: Ne işimiz var elalemin sitesinde Atatürk'e hakaret içeren video nedeniyle 5 Mayıs 2008'de yargı kararıyla kapatılan Youtube'un yöneticileri, bir yılda hiçbir gelişme olmayınca Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'dan randevu istedi. (...) Türkiye’nin kendi video paylaşım sitesini kurmasını öneren Yıldırım, “Ne işimiz var elalemin sitesinde?” dedi. Haberin tamamı Şimdi ben bu adama içimden geçenleri söylesem hakaret davası açılır hakkımda... Sanki benim muhakeme yeteneğimi hiçe sayıp internetimi sansürlemek hakaret değilmiş gibi... Aşağıdaki boşluk, dile getiremediğim hissiyatımla doludur, dikkatlice okuyunuz...

Çeşitli takıntılarım vardır

Mesela, browser'ımda en soldaki sekmede Gmail, onun yanında da Ekşi Sözlük açıktır her zaman. İlk iki sekmede başka bir şey olursa rahat edemem, huzur bulamam...

Çeşitli social networking hadiseleri...

Blogun eski okuyucuları hatırlar, facebook 'a neden girmediğimi anlatan bir yazı yazmıştım bir yıl kadar önce. Gelin görün ki, yaklaşık 4 aydır bir facebook kullanıcısıyım. Malumunuz internetle daha da bir içli dışlı oldum ajansta çalışmaya başladığımdan beri. Facebook kullanmaya başlamamın asıl sebebi de bu oldu zaten. Diğer taraftan da, yeni çağın sosyalleşme anlayışının ne yönde seyrettiğini görme yönündeki merakım da itici bir kuvvet görevi üstlendi. Velhasıl-ı kelam, bu sosyal ağlarla haşır neşir olmaya devam ettim. Efendim Last.fm , Delicious derken yaklaşık iki hafta evvel bir twitter hesabı da açtım. Microblogging yapıyorum işte. Gerçi takip edenlerim ve ettiklerim genel olarak ajans içinden ama olsun, belki zamanla kullanan sayısı artar. Bir de Neil Gaiman var takip ettiklerim arasında. Ulan yazar dedik, bağrımıza bastık, adam akşam akşam resmen spam yaptı. Yahu, 3 saatte 13 defa status mu değiştirilir?! Neyse, nihai emelim sanal alemdeki sosyal varlıklarımı bir ara...

Hur lång är en kotunga?
ya da
Bir geyik silsilesi

Her şey şu fotoğrafla başladı. Benim gibi bir İskandinavyasever olan ve İsveççe'ye özel bir ilgi besleyen Sedef Hanım'a gösterdim fotoyu. Sedef Hanım, Google Translate aracılığıyla kutuda yazanları çevirdi: Is it true that farmers are working on Christmas Eve? How long is a kotunga? From the nipple will cream? Are the stupid questions? No! Tepedekiler de: nipple cream? cheese nipple? butter nipple? glass teat? Öğle yemeğinden dönene kadar Kotunga'nın ne olabileceğini düşündük. Merakımıza daha fazla dayanamayarak Yahoo! Answers'a sorduk. 20 dakika sonra cevap geldi: Kotunga inek dili demekmiş. Bu bilgiyi alıp rahatladıktan sonra Kotunga kelimesine ve her şeyi başlatan o fotoğrafa duvarımızda yer vermeye karar verdik. Yapımda ve yayında emeği geçen herkese -başta fotoğrafın sahibi Cansu hanım olmak üzere- teşekkürler...

İçimdeki Opera sevgisi bambaşka

Opera'dan kastım internet browser'ı olan Opera bu arada. Dün itibariyle IT'den rica ederek ajanstaki bilgisayarıma da Opera kurdurdum. Windows ve cep telefonundan sonra Mac OS'da da Opera kullanıyorum. Çok sevinçliyim.

Faust 2.0

Virüs hareketi!

Bu bir nedir?: Türkiye'de internetin nasıl sansürlendiğini anlatan ibret verici trajikomik bir öyküdür. Burada bu yazının ne işi var?: İnternette bir sayfayı sansürlemenin bilginin yayılmasını engelleyemeyeceğini göstermek için. Bu yazı bugün 3, yarın 5, öbür gün 15 sayfada olduğu zaman kimin neyi nasıl sansürleyeceğini kara kara düşünmesi için. Peki ben ne yapayım?: Bu yazıyı kendi bloguna koy, facebook'ta Sansüre Sansür grubunun ve Virüs Hareketi etkinliğinin sayfaların bak. Virüs derken?: Benden sana, senden ona, böyle salgın gibi yayılsın diye... “Hocam, sen virüs nasıl yayılır bilir misin?” 4 Perdelik Trajikomedi Perde 1 “Tüm Kapatmalar Hukuka Aykırı isimli” yazı Leeds Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Yaman Akdeniz ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, İnsan Hakları Merkezi üyesi Kerem Altıparmak tarafından yazılmış ve 20 Ekim'de bianet'te yayınlanmıştı. Oktar'ın bugüne kadar aynı gerekçelerle Silivri ve Gebze mahkemelerine yapt...

Blogger Türkiye'de yasaklandı / Blogger banned in Turkey / Blogger bloqué en Turquie

Scroll down for English version Faites défiler vers le bas pour la vérsion Française --> Sevgili okuyucu, Bildiğin gibi wordpress, youtube, richarddawkins.net ve sayısı bini aşkın başka internet siteleri gibi, blogger.com sitelerine de Türkiye'den erişim engellendi. Eğer bu yazıyı okuyabiliyorsan bu demek oluyor ki Türkiye'de değilsin*. Sana orada kalmanı tavsiye ediyorum. Zira, bu devlet ifade özgürlüğü gibi temel insan haklarını sağlamamak konusundaki tutumunu artık internet üzerinden bütün dünyaya duyurmaktan çekinmeyecek cüretkârlığa ulaşalı çok oluyor. Sevgili okuyucu, 46 gün sonra İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 60. yılını kutlamayı unutma lütfen, biz burada kutlayamıyoruz da... *: Ya da çeşitli arka kapıları zorluyorsun, bence hiçbir sakıncası yok. ---> Dear reader, I don't know if you've heard about this, but access to blogger.com is forbidden...

Evrim mi? Ha yok, biz daha onu olmadık...

O çok sevdiğimiz "Bu siteye erişim engellenmiştir" ekranı bir siteyi daha kararttı, bilmem farkında mısınız? RichardDawkins.net Dawkins website banned in Turkey A Muslim creationist told Istanbul courts the site was "blasphemous" in content A Muslim creationist has succeeded in getting the website of leading atheist Richard Dawkins banned in Turkey after he complained that its contents were blasphemous. Internet users living in Turkey are now subject to a court order which prohibits them from accessing the popular site richarddawkins.net . The court in Istanbul issued its judgement after author Adnan Oktar claimed Atlas of Creation, a book he has written which contests arguments on evolution, had been defamed on Dawkins' website. haberin devamı Vaktiniz varsa şu haberi de okuyun. En önemlisi de, lütfen ama lütfen, Dawkins'in siteye erişimin engellenmesine sebep olan yazısını okuyun: Orijinali: http://richarddawkins.net/article,2833,UPDATED-Venomou...

Google Chrome'un hayatımızdaki önemi üzerine bir kompozisyon (Bugün okullar açıldı lan...)

Google Chrome'dan geçen hafta bahsetmiştim . Aslında perşembe günü de hızlı bir değerlendirme -Gavurun "Quick&Dirty" dediği türden- yapmak istiyordum ama vakitsizlikten bugüne kaldı. Tabii, bu kadar gecikince, zaten yazılacak pekçok şey yazılmış çizilmiş oldu: Hızlı Eksikleri var Zaten henüz beta Bildiğiniz gibi alışmış kudurmuştan beterdir , ben de Opera alışkanlığımı yakın zamanda değiştirecek değilim. POP3 email desteği olsun, mouse gestures olsun bunlar kolay vaz geçebileceğimiz özellikler değil. Diğer taraftan, ajanstayken Photoshop sürekli açık durduğundan, bilgisayarı daha az zorlamasından dolayı çoğunlukla Chrome'u kullandığımı belirteyim ve hatta bu yazıyı Chrome'da yazdığımı da ekleyerek bu paragrafa bir nokta koyayım. Chrome'un beni en çok cezbeden özelliğini anlatmak istiyordum aslında bu yazıda, o da şu: herhangi sayfa açıkken o sekmeyi tutup dışarı sürükleyebiliyorsunuz. O zaman ne oluyor, o sekme kendi penceresinde bağımsız ve hatta ad...

Google Chrome

Beni tanıyanlar bilirler, ateşli bir Opera Browser savunucusuyumdur, masaüstü bilgisayarım HAL9000 olsun, taşınabilir bilgisayarım R2-D2 olsun ve hatta cep telefonum -yapılacaklar: cep telefonuna isim bul- olsun internette Opera'yı tek geçerim. Firefox'a burun kıvırır, IE'den köşe bucak kaçar, Safari'yle de merhaba-merhaba düzeyinde tutarım ilişkimi. Duyduk ki Google kendi web browser'ını çıkarmaya hazırmış. Dün internetten yaymaya başladığı 38 sayfalık çizgi romanla Google Chrome'un arayüzünü, çalışma prensiplerini anlatmış. (Bu arada çizgi romanın da "Understanding Comics" adlı eseriyle tanıdığımız Scott McCloud tarafından çizildiğini de belirtelim.) Çizgi romana McCloud'un sitesinden erişebileceğiniz gibi, doğrudan Google 'dan da erişebilirsiniz. 38 sayfayı okumaya üşenenler için kısaca bahsedelim Google Chrome'dan: her zamanki ukalalığımla belirtmek istiyorum ki görünüm ve kullanılırlığa dair bize sundukları hâlihazırda Opera ta...

Sarper'e nasıl giderim?

Belki hatırlarsınız, İnternet Uygulamaları dersim için bir site yapıyordum, hatta konsepti Emre'nin bile beğendiğini söylemiştim (: Dersin hocası ve final sunumundaki jüri üyeleri de Emre'yle benzer fikirleri paylaşmış olsalar gerek ki, dersten AA'yla geçtim. Yaklaşık bir ay önce siteyi gören Ceren de duyduğum en güzel iltifatı yaptı yaklaşık 2500 km öteden -reklamın b.kunu çıkarmadan susayım artık- . Siteyi Aydın Doğan Vakfı Genç İletişimciler Yarışması'na gönderdim son olarak, kişisel web sitesi dalında. Bu amaçla, bilgisayarımın sabit diskinde ikamet eden site, üniversitenin sunucusu üzerinde online oldu. Buyurun, bakın, eleştirin: Sarper'e nasıl giderim?