Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yıllar sonra gelen ikinci Facebook yazısı...

Bugüne dair iki olay anlatayım izninizle: 1. Sabah, Dijital Marketing sektörünün içinde yer alan birisinin Facebook'un artık popüler olmadığını iddia ettiğine şahit oldum. Bu kanıya varmasındaki en büyük etkenin, kendisinin Facebook'a haftada bir mesajlarını kontrol etmek için girmesi olduğunu ekledi. 2. Akşam da, 1969 senesinde birlikte üniversiteye başlayıp mezun olduktan sonra -tek tük ikili ilişkiler haricinde- hiç görüşmemiş yaklaşık 30 kişilik bir grubun Nevizade'de buluşup, bolca rakı içip çılgınca eğlendiğine şahit oldum. Birbirlerini Facebook üzerinden bulmuşlardı. 28 Eylül 2010, böyle bir gündü...

Zamanın değiştiremediği birtakım şeyler...

1996 senesinin Kurban Bayramı'ydı yanlış hatırlamıyorsam, -Ramazan Bayramı da olabilir- Kıbrıs'a gitmiştik ailece. Kuzenlerimden birinin eşi orada çalışıyordu o sırada, biz de fırsattan istifade kuzenler vs. derken kalabalık bir KKTC çıkartması yapmıştık. Gidiş yolumuzdaki KTHY pilotu yol boyunca susmamış; Amerika'da gezdiği Boeing fabrikasında gördüğü testlerden girip, rulet masasında uğurlu sayısının kırmızı 23 olduğundan çıkmıştı. Her neyse, bu anıdan bahsetmemin sebebi pilotun muhabbeti, Boeing fabrikası ya da Kıbrıs'ta geçirdiğim günler değil. Bu anıdan bahsetmemin sebebi, an itibariyle hazırlamakta olduğum sunum. Biraz geriye gidelim: Cuma akşamı ajanstan çıkarken, pazartesi günü öğlene yetiştirilmesi gereken sunumun metinlerini haftasonu yazacağımı söyledim. Cuma gecesi, sabahın erken saatlerine kadar içtim. Cumartesi öğleden sonra kalktım, akşamdan kalmalığımın etkisiyle bütün günü tembellik yaparak geçirdim. Akşama doğru kendime gelebildim. Yedi sene önc...

A remembrance of things, along with other things...

I can think of more than a hundred reasons to be thankful to my brother, first of which is the fact that he's always been there for me. But tonight, I'm thanful for a particular one of those: his impact on my musical taste. At the very core of my musical taste lie two bands, who have been there since the beginning of time (Since I consciously started enjoying music). These two bands are Iron Maiden and U2. I know that their common points are not less numerous than goofy characters in a Christopher Nolan movie, but stuff happens... Iron Maiden is a different story. The first time I've seen them live, July 17th 2005 in Paris, I almost felt like a devout christian witnessing a true miracle, by Jesus himself. Tonight, for the first time, I've seen U2 live. I'm five years older than I was at that first Iron Maiden concert and to be frank, I didn't feel like I was witnessing a miracle, no... It was something else. Something more personal maybe, along with a lot ...

Mürekkep yalamak ne acaip bir laf...

Sevgili okur, Arkamdan bir ton laf etmişsindir kesin, yazacağım deyip de yazmadıklarım için... Ettiysen söyle, kızmayacağım... Cannes konusunu yazma isteğim devam ediyor, vakit bulursam yazacağım onu. Ama öncesinde son zamanlarda okuduğum kitaplardan biraz bahsedesim geldi. Üniversite yıllarımdayken bile bu kadar fazla kitap okuyabildiğim bir zaman dilimi olmamıştı sanırım. Belki, tek başıma Bodrum'a gidip sabahtan akşama kadar balkonda oturup kitap okuduğum zamanları bunun dışında tutmam gerekir. Her neyse, son 3 ay içinde 8 kitap okumuşum. Favori hikaye anlatıcılarımızdan Neil Gaiman'ın, The Graveyard Book 'uyla başlayan süreç, yıllardır kitaplığımda bekleyen iki adet bilimkurguyu devirmemle devam etti. Birisi, büyük usta Stanislav Lem 'in Dünya'da Barış isimli kitabıydı. İkincisi ise, Kerem Bey'in bana yıllar önceki bir doğumgünümde -Galiba 2006'da- hediye ettiği Dune idi. Bu son iki kitabı nihayet okuyup geride bırakmak iyi geldi. Bunların hemen ...

BCN - Bölüm 3:
Yedim yedim doymadım...

Previously on Gudik: BCN - Bölüm 1: Münih Havalimanı'nı kaç saniyede koştum? BCN - Bölüm 2: Ben Gaudí gördüm. " Ne Barselona'ymış be birâder, yaza yaza bitiremedin... " diye serzenişte bulunduğunu duyar gibiyim sevgili okur, şunu bil ki haksız değilsin. Ama beni az çok tanıyorsan lafı uzatmayı sevdiğimi de bilirsin... Eğer tanımıyorsan da, mesaj at, tanışalım (: Her neyse, lafı daha fazla uzatmayayım, gezilecek yerlerden bahsettim geçen yazıda. Bu yazıda da biraz yemek içmekten ve benzeri detaylardan bahsederek toparlayacağım bu yazıyı. Yemekten başlayalım. Yemekler çok güzel. Bunun kişiden kişiye değişecek bir şey olduğunu biliyorum ama, bana öyle geliyor ki her damak tadına uygun ve lezzetli bir şeyler bulmak mümkün olur Barselona'da. Bendeniz, ayıptır söylemesi, -farklı biçimlerde ve farklı türlerde olacak şekilde- bolca kırmızı et tükettim. Herbiri de birbirinden lezzetliydi. Bir gün organik-vejeteryan bir öğün yedim, gayet güzeldi. Deniz ürünlerine düş...

Etkileşim azalması

Barselona seyahatine dair üçüncü ve son yazımı da yazdım. Üzerinden bir geçip, belki bir-iki fotoğraf da ekledikten sonra yarın yayınlamayı planlıyorum. Ondan önce sana sormak istediğim bir şey var sevgili okur. Blogun ilk zamanlarında gayet yüksek olan etkileşim git gide düşerek son aylarda sıfıra ulaştı. Hiçbir yazıya yorum gelmiyor neredeyse. Zaten, benim gibi blog sahibi olan pek çok yakın arkadaşım artık yazmayı da bıraktılar. Üzücü biraz. Her neyse, şunu soracağım: Neden yorum yapmıyorsun? Yine yorum yapmazsın diye, yan tarafa bir anket ekliyorum, bari onu cevapla (: Yorum da yapabilirsin tabii...

BCN - Bölüm 2:
Ben Gaudí gördüm.

Previously on Gudik: BCN - Bölüm 1: Münih Havalimanı'nı kaç saniyede koştum? Barselona macerası kaldığı yerden devam. Şimdiden söz veriyorum sevgili okur, bir önceki yazı kadar uzatmamaya çalışacağım lafı. Hatta, eğer becerebilirsem kronolojikten ziyade daha tematik bir sıralamayla karşına çıkma niyetindeyim. Bakalım olacak mı? Barselona'yı gezmem şu ana kadarki en keyifli seyahatlerimden birisi oldu. Bunun en büyük sebebi de, Deniz Hanım 'ın orada yaşaması ve onun sayesinde benim de orada yaşarmış gibi yapabilmem oldu. Yani, ortalama bir turistten farklı olarak, Barselona'da hâlihazırda yaşanan hayatın ritminin içine biraz olsun girebilmiş oldum. Aynı zamanda, Barselona'da geçirdiğim kısa sürenin Deniz'in taşınmasına denk gelmesi lojistik açıdan birtakım sıkıntılar doğurmuş olsa da, kendisinin ev arama sürecine burnumu sokma fırsatını yaratmasıyla ilgi çekici bir deneyim sağladı. Zannedersem 6-7 tane daire gezmişimdir Barselona'da, emlak koşullarıyla il...