17 Ekim 2007 Çarşamba

Sometimes we loop

Müzikle ilişkimiz nasıldır, nasıl olmalıdır? Geçenlerde bir ara sevgili dostum Emre'yle konuşmuştuk bu konudan. Müziğin onun hayatında, benim hayatımda olduğu kadar yeri yoktur. Yani, o da müzik dinler elbette ama hayatının her anını müzikle doldurmak gibi bir derdi yoktur. Benim de yok tabii böyle bir derdim ama zevk ve alışkanlık işte, muhtemelen uyumadığım ve başka bir şey dinlemek zorunda olmadığım zamanların çok büyük bir kısmında müzik dinliyorumdur. Her sabah uyanınca mesela, giyinmeye başlamadan önce illaki ya bilgisayardan ya da mp3 çalardan bir şeyler çalmaya başlarım (Akşamları soyunurken çalmıyorum genelde, ne o öyle striptiz gibi...). Zaten çoğu sabahlar kafamda bir şarkıyla uyanırım. Eğer o günlerde dinlemekte olmadığım bir şarkıysa düşünürüm "Nereden çıktı bu şarkı şimdi?" diye. O şarkıyı en son dinlediğim zamanı hatırlamaya çalışırım, ya da o şarkıyı en çok dinlediğim zamanı. Ha evet, bende böyle bir şey de var, kimi zaman bir şarkıya feci takıyorum, günlerce sadece o şarkıyı dinlediğim olur. Bunun aşırı bir örneğini Norveç'te yaşadım, ismi lazım değil bir şarkıyı 307 kere dinlemişim Norveç'te geçirdiğim süre zarfında. Ama bu ziyadesiyle uç bir örnek, hatta türünün tek örneği diyelim. Şu günlerde de Nil'in Bu mudur? şarkısının akustik versiyonuna takıldım. Günde birkaç kere dinlemeden rahat edemiyorum. Geçer bir-iki güne kalmadan...

Onu diyordum, aklıma bir şarkı geldiğinde ona takıldığım zamanlar geliyor aklıma. Bazı şarkılar, gruplar hayatımın belli dönemlerini simgeliyor yani. "Hangi tür müzik dinlersin?" diye sorduklarında verecek bir cevabım yok, bir sürü şey dinliyorum, ama çok sevdiğim birkaç grup ve şarkıcı var elbette. Beni tanıyanlar bilirler, bunların başında her zaman Iron Maiden gelmiştir. Hani "Stüdyoya girip osursalar bile albümünü alacağım gruplar ve şarkıcılar" diye bir liste yapsam bir gün (Ki çok kısa bir liste olur inanın ki), ilk sırasında Iron Maiden yer alır. Hatta sanırım ikinci sırasına da Şebnem Ferah'ı koyarak listeyi noktalayabilirim, evet.

Iron Maiden başta olmak üzere müzik zevkimin gelişmesine en büyük katkıyı sevgili abim yapmıştır. Kendisi üniversiteyi İngiltere'de okuyup, Maiden'ın Fear of the Dark turnesinde konserlere gidip, sonra gelip 8 yaşındaki kardeşine (Evet, ben) ballandıra ballandıra anlatmak suretiyle o genç zihindeki kahramanlar listesine önemli katkılar yapmıştır. Liste şöyle bir şey olmuştu: Leonardo, Donatello, Michaelangelo, Raphael, Eddie, Steve Harris. 2005 Haziranında ilk defa canlı olarak izledim Iron Maiden'ı, abimle birlikte. Gece tuvalete kalktığında salonda Noel Baba'yla karşılaşmış bir çocuğunkine benzer bir mutluluktu hissettiğim: "Gerçekmiş...". Bu sene, yani 2007 yazında ise bir kez daha canlı izleme fırsatım oldu Maiden'ı. Tarih 17 Mayıs, ben Norveç'te Volda adlı bir kasabadayım, o gün Norveç'in ulusal bayramı, ertesi gün de ben Volda'dan ayrılıyorum. Rotamı kesin planlamamışım ama biraz dolanıp İstanbul'a döneceğim. Kopenhag, Hamburg, Berlin, Prag gibi bir şeyler geçiyor kafamdan ve tam o sırada bir e-posta düşüyor hesabıma: Iron Maiden, A Matter of the Beast, Summer 2007 European Tour. Gerisi belli zaten, 6 Haziran 2007'de Çek Cumhuriyeti'inde, adını ilk defa bir önceki cümlede bahsettiğim e-postada gördüğüm Ostrava şehrindeyim.

Neyse dağıttım konuyu. Toparlamaya çalışayım biraz: kimi zaman bir şarkıya/gruba takılırım demiştik, oradan Iron Maiden'a geçmiş konuyu bir hayli dağıtmıştık oralarda. İşte Iron Maiden deyince mesela lise yıllarım aklıma geliyor. Çok pis metalciydik o zamanlar... Ha bir de film müzikleri var tabii, filmi ve filmi izlediğim zamanları anımsatan. Don't Panic mesela, Coldplay'den: Garden State filminin müzikleri arasında olduğundan bana 2005 Nisan'ını hatırlatıyor, İstanbul Film Festivali, Kadıköy Rexx, yağmur (O gün yağmur yağıyor muydu, yoksa filmde yağmur yağdığından mı, emin değilim... Şarkının klibini ise ilk defa şimdi izledim, onda da yağmur yağıyormuş.).

Yazı uzadıkça uzadı, burada kessem iyi olacak. Aslında başta anlattığım konuya girebilmiş değilim ki aslında anlatmak istediğim bir-iki şey daha vardı. Neyse bilahare yazarım biraz daha...

7 yorum:

  1. Bu "sevgili X" kalibina hasta oldum. Yine senden ogrendigim "Armut dalda asilsin(sanki boyle degildi lan basi :)), sevgili Sarper nasilsin?"i animsatti bana.
    Ayrica ben de feci sariyorum lan sarkilara. Bu konuda benzer oldugumuzu bilmiyordum :) (ya da unutmusum)
    Ayrica bu sabah kalktigimda Space Dye-Vest'i soylerken buldum kendimi. Uzerine bu yaziyi okuyunca garip oldu.
    Ha ayrica sirf size(Aykan&sen) yorum yapabilmek icin firefox yukledim; evet :D

    YanıtlaSil
  2. Opera yükleseydin, opera daha güzel (:

    Ben de dinleyeyim bari Space Dye Vest'i madem, aklıma takıldı şimdi...

    YanıtlaSil
  3. sen metalci olsan ne yazar arkadaşım..akıllı takıl..o değil de özledim lan sizi..

    YanıtlaSil
  4. Vay lan, bakıyorum duygusal mode on (:

    YanıtlaSil
  5. bloguna yorum yapmayı garipsedim şimdi, ama güzel bişeymiş. ben yıllardır yapıyorum ya bunu, burda sizi görünce yadırgadım :)özlediğim tanıdık bir düşünce akışına burda rastlamak da hoşuma gitti.

    ben de bu günlerde jane birkin - et quand bien meme adlı parçasına takmış durumdayım ama bilemiyorum sizler sever misiniz eski metalciler :)

    Iron Maiden denince ilk sen aklıma geliyodun zaten ve tabiki o konser dvd si, ah ah!

    YanıtlaSil
  6. Yillardir yapiyormus; yuru be :)
    Siz agu derken ben bloglara yaziyordum :P :P

    YanıtlaSil
  7. heh, sizinle gittiğim tek festival filmi sanırım garden state... bir mutlu oldum o günü anımsayınca..

    YanıtlaSil