3 Kasım 2007 Cumartesi

Paylaşmak güzeldir...

Geçen yazının sonunda demiştim paylaşmak güzeldir diye. Hafta bitmeden biraz daha paylaştım.

Liseme gittim cuma sabahı, HASAL'a. Serpil Hocam'ın sınıfıyla tanıştım. Eski bir HASAL'lı ve beş küsür yıllık bir üniversiteli olarak -eşsiz- deneyimlerimi paylaştım.

Birkaç hafta önce aklıma gelmişti. Bir nevî sorumluluk hissettim diyebilirim. Hani, hayatı yemiş bitirmiş birisi değilim elbette ama en azından hâlâ lise sıralarında oturan arkadaşlarımla paylaşabilecek az buçuk bir deneyimim var. Kafalarında oluşması muhtemel sorulara aşina olduğum gibi o soruların cevaplarına ya sahibim, ya da cevapların nerede bulunabileceği hakkında fikir sahibiyim. Ve, geçen yazının sonunda da dediğim gibi, paylaşmak güzeldir...

Nostalji diye bir şey var. Çok az kimse şu anda sahip olduğu yaşantısından memnun, hâl böyle olunca eskiye özlem doruğa çıkıyor. Aslında bundan beş yıl önce de yaşamımızdan şikayetçiydik, ama bu günden bakınca o günler çok mutluymuş gibi görünüyor. Öğretmenlerde de hep bu eğilim var dikkat ettiyseniz. Ne zaman HASAL'a gitsem, "Ah sizin dönem de ne güzeldi, şimdikiler hep şöyle, hep böyle..." diye serzenişlere maruz kalıyorum. Bir bakıma haklılar belki, dünya değişiyor, popüler kültür değişiyor, toplumdaki değer yargıları da değişiyor. Benden sadece beş yıl genç arkadaşlarımın hayata bakışı benim beş yıl önceki bakışımdan bir miktar farklı belki de.

Diğer taraftan, aslında farklılıkların bu kadar da derin olmadığına dün yakından şahit oldum. Evet, devir değişiyor. HASAL daha sosyal bir yer olmuş, kulüp dolu ortalık. Ama öğrenciler bizim olduğumuzdan çok da farklı değil sonuçta. Duvarların rengi değişiyor belki ama okul hâlâ aynı okul, üniformadaki kravatların desenleri değişse de öğrenciler de bir bakıma hâlâ aynı öğrenciler. Elbette ki her şey birebir aynı değil ama, her şey tanıdık...

Keyif aldım ziyadesiyle. Dinledim, konuştum. 40 yılda bir, bir işe yaradığımı hissettim. Gerçi sanırım bu yaşa gelip anca bu işe yarıyorsam aslında depresyona falan girmem gerekir ama neyse artık, şimdilik böyle kalsın...

1 yorum:

  1. bu söylediğini yapmak için liseme dönmek istedim uzun süre biliyor musun?

    niğde'ye üniversiteyi kazanıp istanbula geldikten sonra babamlar antep'e taşındığı için hiç gitmedim biliyorsun. niğde orda yaşarken kurtulmak istediğimiz her şeydi. bir bakıma haklıydık. nefes yoktu şehirde. küçüktü ve euro günlerinde seni çekiştiren, varlığını bilmediğin kadınlarla doluydu. gidebileceğin mekan yoktu. öğrencilerin en fazla uğrak yerleri, lise 1 deyken açılan sinemayla (ki ona da aslında giden on onbeş kişiden ikisiydik biz elifle) iki üç pastaneydi. ve en önemlisi satın alma, sahip olma, kendini tanımlama güdülerini tatmin edemiyordun. bir albüm almak istediğinde gidebileceğin bir yer yoktu, çünkü "gezginler" adındaki çok sevdiğim ve yabancı albümler satan dükkan biz lise ikideyken açılmıştı. kitap almak istediğinde ya hükümet konağının önünde çarşambaları kurulan kaçak kitap segisini takip etmen gerekiyordu, ya da istediğin kitapları "din kitabı değil bunlar" deyip ayırt etmeden siparişini alıp iki hafta sonra getiren tek kitapçıya yazdırman. (burdan gelir benim korsan alışkanlığım (: ) işte bu koşullarda kaçmak isterdik niğdeden. hapisaneden kaçmak ister gibi. gün sayar gibi.. kurtulduğumda, yani artık gideceğim gün geldiğinde (ki bu öss günüdür artık ayrılacağım zamanın geri sayımı başlamıştır) neleri özleyeceğimi düşünmeye başlamıştım. o zaman farketmiştim. ama ne biliyor musun? istanbulda defalarca niğdeye dönmek, çok sevdiğim felsefe hocam fikonun (fikriye hanım)bi dersine girip öğrencilerle konuşma fırsatı bulmak, eskiden gitmekten bunaldığım yerlere gitmek istedim. bu yüzden senin bu yazını okuduğumda bunu yazmalıyım dedim.

    ve şimdi çok merak ediyorum neler sordular, neler hissettin, neler anlattın..

    bu yorumdan çok iç dökmeye benzeyen şey de hem bu yazına hem de tüketime yönelik yazına olsun.

    bir de burdan halinden şikayet eden, kıymet bilmeyen gençlere sesleniyorum. ey istanbul çocukları halinizin bi farkına varın. yokluk bildiğiniz bir şsy değildir. bilip de bulamamak var..

    YanıtlaSil