29 Ocak 2008 Salı

25'inden gün almaya başlayan gencin hayatından 2 kesit

Bugün değişik iki hadise oldu. Anlatayım bakalım...

İlki sabah oldu, kalktım, bir duş aldım, sonra tekrar yatağıma çekildim, derginin provasını almıştım dün matbaadan onu incelemeye devam ettim, bir hata buldum, işaretledim, matbaayı aradım, okulda olmadığımı söyledim, provayı geri almak için kuryeyi eve göndermelerini rica ettim, beni kırmadılar.

Kuryeyi beklerken bilgisayarımı açtım, maillerime baktım, ilginç bir mail gelmiş, Kore Seul'deki Kookmin Üniversitesi Moda Tasarımı bölümünden. Benim de ilk tepkim "Ne alaka lan?" oldu hâliyle. Meğer burada adamlar Seoul Fashion Center için "Regional Lifestyles in the World" konulu bir veritabanı hazırlıyorlarmış ve söz konusu bölgelerden bir tanesi de Finlandiya imiş. Benim flickr sayfamdaki Finlandiya fotoğraflarımın da oranın yaşam tarzını gayet iyi yansıttığını düşünmüşler ve bu veritabanında fotoğraflarımı kullanmak için de izin istemişler. Zaten o sayfadaki fotoğraflarımda copyright olayı yok, Creative Commons lisansı koydum, her isteyen benim ismimi belirtmek, fotoğrafta değişiklik yapmamak ve kar amacı gütmemek kaydıyla fotoğraflarımı kullanmakta serbest. Buna rağmen Koreli dostlarımın izin isteme kibarlığı hoşuma gidiyor. Günün ilerleyen saatlerinde kendilerine "Ayıpsınız ya, dilediğinizce kullanın" manasına gelecek ziyadesiyle kibar bir ingilizce mail döşeniyorum, "Regards" diyerek bitiriyorum.

Kahvaltımı ederken kurye çalıyor kapıyı, kendisine teşekkür ediyor ve provayı teslim ediyorum. Kahvaltımı bitirdikten sonra çıkıyorum evden, 125'e atlıyorum.

Burhan Felek'in orada buluşuyoruz Sadun'la. Daha doğrusu ben otobüsten inip yirmi metre ötede Sadunlar'ın arabayı görüp yürümeye başlamışken, iki metre dibimde beklediğini fark etmediğim Sadun tutuyor kolumdan. Arabaya kadar birlikte yürüyoruz.

Günün ikinci hadisesi de Kızıltoprak'taki THY Satış Ofisi'nde vuku buluyor. Önümüzdeki hafta Sadun'la Palandöken'e gideceğiz, iki hafta önceden internetten rezerve ettirdiğim biletlerimizi teslim almak istiyoruz. Ama karşımıza daha önce aklımızın ucundan bile geçmemiş bir problem çıkıyor: 24 yaşına gelmiş olan Sarper THY'nin öğrenci indiriminden yararlanma hakkını kaybetmiş olabilir mi? Bileti kesmeye çalışan abi uzun uzun bunu düşünürken biz de Sadun'la "Ulan keşke iki gün önce gelip alsaydık biletleri" diye düşünüyoruz. Abi bir ara bana dönüp "Ama rezervasyonu yaptırırken yaşınızı 23 diye yazmışsınız" diyor, "Çünkü rezervasyonu yaptırırken yaşım 23'tü" diye cevap veriyorum, biraz daha karışıyor kafası. Sonra yan masadaki ablaya soruyor öğrenci indiriminin yaşını, abla "25 yaşından gün almaması lazım" diyor ama abinin kafası o noktaya kadar yeterince karışmış olduğundan "25? Bu 24. Tamam ya..." deyip bileti kesiyor, biz de sesimizi çıkarmıyoruz.

Karışık duygular içindeyim Kızıltoprak'tan Acıbadem'e seyahat ederken. Daha lisans eğitimini bile bitirmemişken -Hayır, sınıfta kalmış falan da değilim...- öğrenci sayılmamaya başlamış olmak koyuyor ne de olsa. Yaşlanmak abartılı bir laf tabii, ama "Genç" tanımının sınırlarını da zorlamaya başlıyoruz sanki hafiften. "Ah be THY diyorum, %25'lik indirimi çok görüp beni depresyona soktun..."

Bir buçuk ya da iki sene önceydi sanırım, gayet güzel saç-sakal traşımı olmuş bir vaziyetteydim de, Kazan'a girerken kimlik sormuşlardı. Yarın bir traş olup denesem mi acaba? (:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder