13 Ocak 2008 Pazar

Ulan resmen sinirlendim akşam akşam...

Yahu kim çıkardı şu kişisel gelişim %#&ini başımıza?! Nereden çıktı bütün bu millete temelsiz özgüven pompalayan kitaplar?! Ne oldu da bir gün birileri kalkıp da herkesin her şeyi bilebileceğini, herkesin her şey hakkında fikir sahibi olabileceğini, herkesin fikrinin değerli olduğunu ortaya attı?! Yok böyle bir şey! Her önüne gelen kendini ulema zannedip de fikir #@&masın lütfen...

Neden mi bu kadar sinirlendim? Anlatayım... Bugün aylar sonra ilk defa sinemaya gittim değerli bir arkadaşımla. Kabadayı'yı izledik, görmek istiyordum bu filmi. İzledik, beğendik. Hayatımda izlediğim en iyi film mi? Hayır, değil. Ama gayet iyi bir film. Senaryonun ayakları yere sağlam basıyor, ne de olsa Yavuz Turgul yazmış. Bu adam hakikaten iyi senaryo yazıyor. Hatta Sinan Çetin'e eğer bir gram sevgim varsa, o da senaryosunu Yavuz Turgul'un yazdığı Çiçek Abbas'ı yönettiği içindir diyebilirim. Yavuz Turgul'un yazıp yönettiği Gölge Oyunu diye de bir film var, çok bilinen bir film değil ama eğer bir şekilde rastlarsanız izleyin, Kanal D arada bir gecenin bir köründe veriyor, ben birkaç ay önce gece 2:30 gibi rastlayıp izledim, Şener Şen ve Şevket Altuğ oynuyor.

Özür dilerim, konuyu dağıttım. Yavuz Turgul iyi senaryo yazmış demiştim. Olay örgüsü gayet makul bir şekilde ilerliyor, karakterlerin hikayeye dahil olmalarında rahatsız edici herhangi bir yan yok hiç, klişeler de az ve yerinde kullanılmış vs. Ha, kötü yanları var elbet ama hikayeyi çok da açık etmemek için az bahsediyorum bunlardan. Ama kötü yanlarına genel olarak bir örnek vermem gerekirse, en dramatik sahnelerde bile aradan fırlayıveren gereksiz mizah unsurlarından bahsedebilirim sanırım.

Oyunculuk da bayağı iyi. Yani her oyuncunun tek tek harika olduğunu iddia etmek mümkün değil elbette ama pek çok oyuncu ciddi anlamda bir seyir zevki sunuyor izleyiciye... Her neyse, görmediyseniz hâlâ gidin görün derim.

Dediğim gibi, mükemmel bir film değil, zaten benim sinirlendiğim nokta da "Ben beğendim, insanlar neden beğenmemiş" gibi bir şey de değil. Benim sinirlendiğim nokta herkesin kendini bir Atilla Dorsay, bir Mehmet Açar sanıp değerli olduğunu zannettikleri $%#tan fikirlerini bir gıdım bile çekinmeden ve bir gıdım bile saygı duymadan atmosfere salıyor olmaları.

Akşamın erken saatlerinde bu kadar sinirlenmemiştim aslında. Film arasında tuvalete gitmek için salondan çıktım ve iki adet diyaloğa kulak misafiri oldum. İlkinde bir adam bir kıza "Ya Şener Şen de işte karizma olsun diye oynamış burada, Eşkıya gibi bir şey..." diye başlamıştı. Birader, karizma olsun diye oynamak ne demek lan? Adam oyuncu, işi gücü bu... Yıllardır Yavuz Turgul filmlerinde oynar bu adam, öyleki Yavuz Turgul ona göre rol yazmaya başladı artık. Ayrıca Eşkıya çekileli 12 yıl oldu, üç-beş tane ortak keyword buldunuz diye "Eşkıya gibi" lafını sarf etmeyin. İkinci diyalog ise daha da feciydi, yine bir başka adam bir başka kıza (İki durumun da kızları etkilemek için söylenen karizmatik görünümlü salak laflar olduğunu iddia ediyorum fütursuzca) "İyi ama senaryoda kopukluklar var.." diyordu. Ulan adam, ne hevesliymişsin eleştirmeye, önce bir sabret de film bitsin. Hem ne demek ulan senaryoda kopukluk? Nereden duydun da bu lafı atıyorsun ortaya? Neyin kopuk olduğunu sorsam ne diyeceksin acaba?

Neyse, bunlar çok da sinirlendirmemişti aslında beni. Dediğim gibi, filmi beğenmiş bir şekilde ayrıldım sinemadan, eve gelince de sözlükte neler yazmışlar diye bir bakayım dedim ve sinirim tepeme çıktı. Örnek veremeyecek kadar sinirliyim, çok istiyorsanız gidin bakın. Yok öyle kötüymüş, yok böyle klişeymiş... Ulan neye göre kötü?! Nedir klişesi?! Bu film kötüyse hangisi iyi?! Filmde Memento'ya hoş bir gönderme sayılabilecek ufak bir unsur var, üç-beş kişi tutturmuş "memento apartmaları var", "bariz memento etkilenmeleri rahatsız ediciydi" vb. diye... İyi %$@#& koyayım, bir daha kimse polaroid makineyle sevdiklerinin fotoğrafını falan çekmesin, yapıldı o... Silah falan da olmasın artık filmlerde, çok kullanıldı o da... Hele Şener Şen artık oynamasın, Eşkıya'da oynamıştı o...

Erkut abi moduna girip böyle atıp tutan arkadaşları alıp Emek Sineması'nın sokağına götürmek ve bir hafta boyunca bir Emek Sineması'na, bir Sinepop'a sokup koltuğa bağlamak suretiyle sadece ve sadece Maskeli Beşler Kıbrıs, Çılgın Dersane Kampta ve Kutsal Damacana seyrettirmek istiyorum. Hâlâ akıllanmadılarsa da, Kabadayı'da Ali Osman'ın final sahnesinde taktığı yüzüğü istiyorum... (Filmi izleyenler anladı ancak, neyse artık...)


Yazı dağınık oldu biraz, sinirdendir... Özetlemek gerekirse:
1. Kabadayı güzel film
2. Herkes her konuda fikir sahibi olmak zorunda değildir
3. Bilgi sahibi olunmayan bir konuda fikir belirtmekten kaçınmak gerekir
4. Emek gösterilmiş bir işi saygısızca kötüleyenleri dövmek gerekir
5. Yazı sinema özelinde yazılmış olsa da hayatın her alanına uyarlanabilir
6. Sinirliyim

5 yorum:

  1. sinirin geçmiştir de bana patlamaz umuduyla yazıyorum:

    bilgi sahibi olmadan ya da yuzeysel olarak bilgi sahibi olup fikir sahibi olma konusunda bir iki fikrimi belirteyim dedim, ne de olsa oldukca pek bir soyut oldugu icin bilgi sahibi olmak gerekmedigine inanaraktan.

    odtu'deyken yurtta duymustum su lafi:biliyorsan konus ibret alsinlar, bilmiyorsan sus adam sansinlar.

    adam sanilmak gibi bir hedefim olmasa da genelde bir konu hakkinda benden fazla bir sey bilen bir kac kisinin muhabbete basladigi ortamlarda eskiden beri bilincli veya bilincsiz olarak(kucukken babamin bana ettigi iki cumleden biri "ses gumusse, sukut altindir" idi.. fazlaca etkilenmisim sanirim) sessiz kaliyorum. ama uzunca zamandir bu ozeelligim uzerine dusunuyorum. acaba dogru mu yapiyorum diye.

    Oncelikle, sanirim cevap bulunulan ortama gore, yani muhabbetin ve insanlarin ciddilik seviyesine gore durum degisebilir. Ben, sen ve sadun star wars dan bahsederken sacma da olsa konusmaliyim ki, yanlis bildigim bir sey varsa, siz onu duzeltebilin; ya da belki benim disaridan yapacagim bir yorum, sizin o film uzerine bakisinizi degistirebilir belki(star wars a karsi filan degilim yanlis anlasilmasin, notrum).
    Ayni sekilde eksisozluge kafasina gore yazip atip tutan gencleri de bence mazurgormek lazim. sonucta ozgur bir ortam, sen onu yazan adama cevap/yorum olarak karsilik verebilir, yanlisini duzeltebilirsin.
    off cok kafam dagildi, siktir et ya, aslinda etme yani da, sinirlenmeye degmiyor iste bu adamlar. sonucta var iste herkesin bir konusma ozgurlugu, gittigi yere kadar ..koyim.

    sadece bilenler konussaydi belki daha guzel bir dunya olur muydu? ondan da emin degilim acikcasi. ben mesela konusmuyorum da noluyor(obsessive self-evaluation), cani isteyen yine konusup sacmaliyor, ben sacmaliklarimi icimde tuttugumla kaliyorum.

    hem bir de dogru, ya da guzel olan nedir yani..
    cok bir kaybolmus gordum kendimi..kelimelerin bile anlami kalmamis gibi..

    YanıtlaSil
  2. Arkadaş ne sinirmiş bu! Bir şey değil filme gidip de Memento'ya ya da Eşkiya'ya benzeteceğim diye korktum!
    Tamam herkesin her şey hakkında bir fikri olması rahatsız etmiş seni, anlıyorum da az çok film izleyen biri film hakkında bir şeyler söyleyebilir diye düşünüyorum. Hani tamam senaryo kopuk belki abartı bir yorummuş normal -standard- bir izleyici için ama "Güzel filmdi, çok beğendim" gibi bir yorumu da herkes yapabilmeli diye düşünüyorum. Aksi halde sinema bilgisine haiz insanların (hukuk sınavı var da salı günü, kelimeler oradan :)) dışında kimsenin film izlememesi gerekir. Yani ben de örneğin sürreal resimleri sevmiyorum ama "renkleri çok kötü kullanmış" demiyorum, sadece "valla ben anlamıyorum, hoşuma gitmiyor" diyorum. Ne yani, suçlu muyum şimdi?
    Ayrıca kişisel gelişim hakkında tamamen katılıyorum. Misal olarak lider olmayan birinin liderlik dersleri sayesinde lider olabileceğine inanmıyorum. Öte yandan sinema için aynı şeyi söyleyebilmem güç. Yani sinema dersi alınarak sinemacı olunur gibi bir iddiam yok, yetenek illa ki gerekli. Ama ne bileyim, senaryo dersleri alarak senaryodan anlamak mümkün gibi geliyor bana. Yani o dersi alıp iyi senaryo yazamayabilirsin ama çeşitli senaryolardaki problemleri yakalaman da gayet mümkün olur gibi geliyor bana.
    Tabii bu konular hakkında bir bilgim yok :) Sadece fikirlerimi paylaşmak istedim. Umarım iyice sinirlenmezsin :D

    YanıtlaSil
  3. Yanlış anlaşılmışım!

    Sanat alanında konuşuyorsak zaten kişisel beğeninin ön plana çıktığı bir alandan bahsediyoruz demektir. Ben kimseye tutup da "Arkadaş, Kabadayı süper bir film, nasıl beğenmezsin?!" diyemem, beğenmemişse beğenmemiştir. Anlatsın, dinlerim de neden beğenmediğini. Sonuçta kimsenin fikir belirtmek için atıyorum senaryo dersi almış olmasına da gerek yok. Yani tamam, ben senaryo dersi aldım ama bu beni adam etmedi (: belki izlerken ve konuşurken biraz daha teknik bakabilmemi sağladı o kadar. Ama kalkıp normal bir sinema seyircisi "Abi ben hikayeyi beğenmedim, pek gerçekçi değildi bence" derse "Eyvallah" derim. (Ben aslında "Eyvallah" diyen bir insan değilim, "Peki" falan derim muhtemelen...)

    Sinirimden olsa gerek, çok iyi anlatamamışım anlatmak istediklerimi. Benim sinirlendiğim nokta insanların altı boş birkaç laf edip bunu değerli sanmalarıydı. "Şener Şen karizma olsun diye oynamış" ya da "Senaryoda kopukluklar var" gibi laflar böyle laflar.

    Ha, ben bugüne kadar hiç mi bir filme "boktan" demedim, illaki demişimdir. Ama, seyircisini aptal yerine koyan, özensiz ve tek derdi gişe olan filmlere demişimdir ancak. Benim rahatsız olduğum nokta özen gösterilmiş ve emek harcanmış bir yapıma bu kadar basit bir şekilde bok atılması.

    Mesela, biri kalkıp bana "Abi ben Star Wars'u beğenmedim, bence çok yüzeysel" dese "Peki" derim, konuşurum, tartışırım. Ama biri kalkıp bana "Abi Star Wars da resmen boktanmış ya..." dese "Bir saniye birader" der, başucumdaki çekmeceden ışın kılıcımı alır ve münasebetimizi farklı bir boyuta taşırım (:

    Sinirimden dolayı biraz sert şeyler söylemişim, editlemek istemedim. Sonuçta demek istediğim, bir insanın sinema hakkında üstün bir bilgiyi haiz olmasına gerek yok yorum yapabilmek için (Sevgili Sadun: Bir şeye haiz olunmaz, bir şeyi haiz olunur. Sınavdan önce belirteyim dedim. Ben de bu bilgiyi bir idare hukuku dersinde öğrenmiştim zaten.). Ama yorum yapmak aklına geleni söylemek de değildir sonuçta, bir laf ediyorsan altını dolduracaksın, bir de saygılı olacaksın, yersizce kötülemeyeceksin.

    Ha Aykan, bulunulan ortama göre değişir dediğinde de haklısın. Sonuçta, yukarıda da belirttiğim gibi ben bir film için "boktan" dersem bile sana, Sadun'a falan derim. Kalkıp da bunu Ekşi Sözlük'te ya da blogumda da yazmam mesela. Oraya yazıyorsam "Olmamış, çok kötü... Çünkü senaryoda ot olmuş, bok olmuş..." falan derim. Sonuçta sadece kelimeler kullanarak ve kibar bir biçimde de bir şeyi yerin dibine sokmak mümkün. Bir gün birinizin blogunda bir yazıya kıl olayım da yapayım hatta (:

    Son olarak, Aykan, Feridun Amca'nın sana söylediği diğer cümle neydi? Merak ettim...

    YanıtlaSil
  4. ya bi filmi begenmediysen ve işin film/dizi yapmak veya eleştirmek değilse yani profesyonel olarak ilgilenmiyosan yapacağın yorum şöyle bişey olur bence; begendim cunku cok heyecanlıydı, konusu guzeli, eglenceliydi vs. vs. ya da begendim, sonuna adam olmese daha guzel olurdu vs. vs. kişisel begenini belirtirsin yani cogunlukla. buna da kimse bişey diyemez zaten.

    ama çıkıp da eleştirmen gibi laflar etmek sacma gercekten. ozellikle herkesin okudugu bi ortamda. aykanın tavrı dogru, bende de cogu zaman aynı sey vardır. bilmedigim bi konuda ozellikle bilenlerin yanında fazla konusmaktan cekinirim. ekşi sözlüğü de bin türlü insan okuyo icinde mutlaka o filmi cekenler ya da film eleştirmenleri falan da vardır.

    yani bi örnek dusunuyorum ama aklıma gelmiyo :) ya mesela bizim dede diyebilcegimiz insanların 60 darbesini tartıstıgı bi ortamda konu hakkında bişeyler okumus da olsan yasamadıgın bi olay oldugu icin ortaya bi laf atmaya cekinirsin. cok salak bi ornek oldu. 60 darbesini yasayan kim kaldı da bizim yanımızda tartısacak. neyse işte.

    YanıtlaSil
  5. Filmi izledikten sonra ben de sözlüğe baktım, aynı şekilde sinirlendim, gerçi bu durum sürekli başıma geliyo sanki. herkesin abuk subuk kendinden emin her şeye laf söylemesine nedense tepkisiz kalamıyorum. kendi kendimi yiorum.

    Burdaki sorun bence zaten fikri beyan etmekten çok fikri nasıl açıkladığı, ahkam kestiği.

    Hadi düşünmeden bi şeyler söyledin, bunu ben her şeyden anlarım, manyak yorumlar yaparım gülünçlüğüne taşıma.

    Bir de şu da göz önüne alınmalı bana kalırsa, hadi sen beğenmedin, belki karşındaki beğenmiş olabilir.
    Ukalalığın derecesi buna göre de ayarlanmalı bazen.

    Ergenlikte olurdu böyle şeyler dicem ama insanlar her daim ergen kalıyo galba.

    YanıtlaSil