2 Şubat 2008 Cumartesi

Bir gün facebook'a erişim engellense, internette sansüre karşı milyonlar sokağa dökülür mü acaba?

"Facebook is a social utility that connects you with the people around you." Hayır şimdi, çevremdeki insanlar diyorsun da, ben zaten çevremdeki insanlarla iletişim içindeyim. Bu insanların neredeyse hepsinin evlerini biliyorum, cep telefonumdan arıyorum, mail atıyorum, olmadı MSN'de konuşuyorum. Çevremde olup da facebook kullanmadığım için iletişim kuramadığım bir insan evladı mevcut değil açıkçası.

Klasik ilkokul arkadaşlarını bulma geyiği: Yahu, geçen seneye kadar kim "İlkokul arkadaşlarım ne oldu acaba?" diye düşünüp o insanları bulamadığından şikayet ediyordu? Böyle bir eksik vardı hayatımızda da ben mi farkında değildim?

Yani, sonuçta ben geçmişte tanıdığım bir sürü insanla bağlantımı kopardıysam bunun bir sebebi var demektir. Atıyorum, ortaokuldaki servis arkadaşım Hilmi'yle [Gerçek isim kullanılmamıştır.] yıllardır görüşmüyorum, pişman değilim. Diğer taraftan yine ortaokuldaki sınıf arkadaşım Çimen'le [Bu gerçek isim] az önce telefonda konuştum, yarın da yüzyüze görüşeceğim.

Şimdi ben facebook'a girdim diyelim, birkaç gün geçmeden benden Hilmi'ye doğru bir zincir oluşacak ister istemez, sonra da Hilmi beni arkadaş listesine eklemek isteyecek. "İyi de birader, sen benim arkadaşım değilsin ki..." demek isteyeceğim, ama çok kolay hayır diyebilen bir insan da değilim ki. Mecburen ekleyeceğim Hilmi'yi ama listemdeki varlığı beni her geçen gün biraz daha rahatsız edecek. İtiraf ediyorum, benim facebook'a girmememin en güçlü sebebi Hilmi ve onun gibilerdir (:

Öyle komplo teorilerine gönül vermiş bir insan değilimdir ama, facebook'la ilgili şu durumu da anlamakta güçlük çekiyorum: Nasıl oldu da insanlar bu siteye bu kadar güvenip başka hiçbir sitede olmadığı kadar büyük bir rahatlıkla bütün kişisel bilgilerini yazabildiler? Facebook'un yaklaşık 60 milyondan fazla üyesi var şu anda dünya çapında ve bugüne kadar kim bu kadar çok insan hakkında bu kadar fazla veri toplayabildi?

Şimdi diyeceksiniz ki, internette zaten sağda solda bir sürü yerde bilgilerin mevcut. Doğru, hani bu blogdan başlayan bir insan beni rahatlıkla internet üzerinde takip edip kim olduğumu çıkarabilir ve hakkımda çeşitli bilgilere erişebilir. Ama, gerek bu sayfada yer alanlar, gerekse bu sayfa haricinde benimle alakalı yer alan bilgiler henüz bir yapay zeka tarafından toparlanıp düzenlenemeyecek kadar dağınık. Diğer taraftan facebook'ta, milyonlarca insanın kendi elleriyle, düzenli tertipli bir şekilde veritabanına eklediği bilgiler mevcut.

"Amerika facebook'u Türklerin sosyal yapısını çözmek için kullanıyormuş olm, bizi içten çökertecekler" gibi komplo teorilerine gitmeye gerek yok. En basit yöntemden bahsedelim, bu bilgilerin pazarlama faaliyetleri için kullanılması. 6 Kasım 2007'den itibaren aralarında Coca-Cola, Blockbuster, Sony Pictures gibi şirketlerin de bulunduğu 12 küresel markanın facebook üzerinden kullanıcı bilgilerini kullanarak pazarlama faaliyetlerine başlamış olduğunu biliyor muydunuz?

Pazarlama kısmını bir kenara bırakırsak, CIA başta olmak üzere Amerikan istihbarat servislerinin facebook'taki bilgileri kullandığı ve hatta CIA tarafından teknolojiyi geliştirmek ve kullanmak amacıyla kurulmuş olan In-Q-Tel isimli kurumun da dolaylı olarak facebook'ta yatırımı olduğu gizli bilgiler değil.

Sonuç olarak, benim facebook'a üye olmamamın asıl sebebi facebook'un sunduğu sosyalleşme anlayışına karşı çıkıyor olmam, ikinci sebebi de hâlâ fırsatım varken biraz anonim, biraz özgür kalabilmek, nefes alabilmek.

Arkadaşıma facebook'tan poke atmaktansa sokak ortasında tokat atmayı tercih ederim.

sarper


Yazıdaki bilgilerin çoğu bu makaleden alınmıştır. Vaktiniz varsa okumanızı tavsiye ederim, vaktiniz pek yoksa da en sonuna atlayıp facebook'un gizlilik anlaşmasının maddelerine bir göz atmanızı tavsiye ederim. Ayrıca, daha fazla bilgi için Wikipedia'nın facebook'la ilgili sayfalarına bakabilirsiniz. Bilgiler aynı zamanda facebook'un advertisers, businesses, press gibi sayfalarından da görülebilir.

Bu arada, sosyal baskı çok kuvvetli bir şey, olur da bir gün facebook'a ben de üye olursam kendime ilk ayarı yine kendim veririm, bu da böyle biline (:

6 yorum:

  1. arkadaşım sen o makaleyi nerden buldun?

    YanıtlaSil
  2. ..tümden çıkardım (: ne biçim soru lan bu? internette duruyor işte...

    YanıtlaSil
  3. Güzel yazmışsın. Sonuna kadar katılıyorum. Hiç karşılıklı konuşmadığımız halde bir süre aynı okula beraber gittiğimiz insanlar beni arkadaş listesine eklemek için sürekli reddettiğim halde istek göndermeye devam edince çıktım ben de Facebook'dan. Gerçi çıktım diyorum da Facebook hesabını kalıcı olarak silemiyorsunuz sadece "deactivate" edebiliyorsunuz o da ayrı bir uyuzluk. Sen hiç girmemişsin en güzeli. Girersen 2. ayarı da benden yersin artık.

    YanıtlaSil
  4. o zaman internette hiçbir siteye mailini vermemen, profil doldurmaman gerekmez mi? facebooktaki profilinde de kendin hakkında hiçbir bilgi vermeme şansına sahipsin ayrıca, heralde arkadaşlarının sayfalarına filan bakmışsındır araştırmacı gazeteci tavrı ile :)

    ayrıca ilkokul arkadaşlarınla alıp veremediğin nedir onu anlamadım :) ignore ediyorsun en kötü ihtimal arkadaş ekleme taleplerini, ona da zaten görüşmediğin bi insanın pek alınacağını sanmıyorum ki zaten "ignore edildiniz" diye bir bilgi gitmiyor onlara. nası savunuyorum yine halkla ilişkiler edamla :) yok sonunda ben sıkılıp ayrılıcam sen üye olucan gibi geliyor, ondan bekleme diyorum hehe.

    YanıtlaSil
  5. Sevgili İpek,

    İlk paragrafta söylediklerine yazımın içinde zaten cevap vermiştim ama dilersen tekrarlayayım. Benim sağda solda üye olduğun internet sitelerimde verdiğim bilginin toplamı ortalama bir facebook profilinde mevcut olan bilgilerden daha az olduğu gibi darmadağınık olması sebebiyle de toparlanıp düzenlenmesi için bir yapay zekadan fazlasını gerektiriyor. Yani benim hakkımda internette yer alan bilgileri toplamak için bir insanoğlunun yaklaşık 2 saatini falan ayırması gerekiyor. Diğer taraftan, her hafta 2 milyon insan, bütün bu bilgileri kendileri düzenli bir şekilde facebook'a sunuyorlar (: Elbette ki facebook profilinde bilgi vermeme şansın var ama tabiri caizse facebook'un olayı bu değil sonuçta.

    Ya işte bu "ignore ediyorsun abi" falan muhabbetine de karşıyım ben. Ne biçim bir sosyalleşme yöntemidir bu. "Karşı tarafa ignore edildiği mesajı da gitmiyor" demek daha da fena bence. Hayır, normal şartlarda, yani yüz yüze görüşürken bir insanı ignore ettiğini düşün... Ya da daha da kötüsü, senin ignore edildiğini düşün... Bunun yapanın en yakın arkadaşın ya da en uzak arkadaşın olmasının bir önemi yok, her durumda gurur kırıcı. Bunun yüz yüze değil de arada bilgisayarlar varken yapılıyor olması benim gözümde eylemi haklı çıkartmıyor. Sosyalleşmeyi düstur edinmiş bir oluşumun "Ama ignore da edebiliyorsunuz" diyebilmesinin bence savunulacak yolu yok.

    Demek istediğim, Hilmi'yi sevmiyor olabilirim ama ignore etmek istemiyorum. Şimdi düşün ki, bir gün sokakta, ya da okulun mezunlar gününde Hilmi'yle karşılaştım, "A, merhaba abi n'aber?" falan diye iki dakika ayak üstü konuşacağız. İkimiz de birbirimizin arkadaşı olmadığının bilincinde olarak dengeli bir sosyal ilişki yaşayıp bir sene boyunca görüşmemek üzere ayrılacağız. Daha sağlıklı değil mi, kimse kimseyi ignore etmedi... Diğer taraftan, facebook olsa ben ya Hilmi'yi ignore edeceğim -ki bunu istemediğimi belirttim-, ya da mecburen kabul edeceğim ve arkadaş listemde senin yanında Hilmi de yer alacak ama Hilmi benim arkadaşım değil...

    YanıtlaSil
  6. biraz anonim kalmak, biraz rahat nefes alabilmek evet gerçekten..

    YanıtlaSil