4 Mart 2008 Salı

Sinema endüstrisinde çok kan dökülecek, çok...

Alper'in tavsiyesi üzerine dün There Will Be Blood'ı izledim Deniz'le birlikte. Dün bir de gençturkcell 1 alana 1 bedava günüymüş, bilet bayağı ucuza geldi. Gerçi hemen önümüzde 7 tane gençturkcell şifresini toparlamakla uğraşan 14 genç yüzünden gişede biraz zaman kaybettik ama içeride olsak da aynı zamanı A.R.O.G.'un fragmanını seyrederek kaybedeceğimizden bu durum beni derinden etkilemedi. [Kaşla göz arasında laf sokma özelliğimi bu defa da G.O.R.A. sever okuyucularımı kışkırtmak ve "Ama G.O.R.A./A.R.O.G. bir kült filmdir!" dedirtmek için kullanıyorum, yorumları bekleriz efendim]

Uzun zamandır Alkazar Sineması'na gitmemiştim. Alışveriş merkezlerinin dışında kalan ve bir zincirin parçası olmayan sinemalar bilmem farkında mısınız ama can çekişiyor. Bir kısmı kapanıyor -ki bunlara benim hayatımda ilk defa sinemaya gittiğim Süreyya Sineması da dahildir, neyse ki orası en azından asıl kuruluş işlevi olan opera salonuna çevrildi, çocukluğunum bir başka sineması olan As Sineması gibi fitness center olmadı-. Seanslarda 3-5 kişi anca oluyor. Gelin görün ki ne teknik kaliteleri ne de hizmet anlayışları rekabet etmelerini sağlayacak seviyede. Bu noktada ben de kalkıp kimseye "Ey izleyici, sinemaya alışeriş merkezinde gitme, küçük sinemalarda git, onları yaşat!" diyecek değilim. Sonuçta ben de gittiğim sinemada; üzerinde numarası yazan koltuğu bana göstererek hem beni aptal yerine koyan hem de bunun karşılığında para talep eden bir insanın olmasını, karanlık sahnelerde altyazının beyazlığının duvardaki aydınlatma elemanlarının camlarından yansıyarak perdeyi aydınlatmasını [Dün Alkazar'da oldu bu], makinistin filmin ilk beş dakikasını merceği ayarlamaya çalışarak geçirmesini, sessiz sahnelere üstteki/yandaki salondaki filmin sesinin fon olmasını ve bunun gibi birkaç şeyi daha istemem.

Zamanla bu sinema salonları da rekabete daha fazla dayanamayıp kapanacaklar muhtemelen. Alkazar, Beyoğlu, Broadway falan mesela... Peki onlar kapanınca, bu salonlarda oynayan ve daha küçük kesimlere hitap eden filmleri [Örneğin: Recep İvedik ve A.R.O.G. dışındaki türk filmleri, Hollywood dışındaki yabancı filmler, bağımsız filmler, uzakdoğu sineması...] alışveriş merkezlerindeki sinemalar oynatacak mı? Atlas, Beyoğlu, Emek sinemaları kapanırsa İstanbul Film Festivali Cevahir'e mi taşınacak? Alaska Frigo ne olacak?

Sonuç olarak görülüyor ki, ne bu sinemaların kapanmasını istiyoruz (istiyorum), ne de zorunda kalmadıkça buralarda film izlemeyi. Bunun değişmesi gerekiyorsa hizmet anlayışlarını belki değiştirmeleri mümkün ama teknik kalitelerini yükseltmeleri için maddi kaynağa ihtiyaçları var. Ama dediğim gibi, burada görevin izleyiciye düşmesi de mümkün değil. Çeşitli fonlara ihtiyaç var burada. Mesela Feriye Sineması, Avrupa filmlerini oynatan bir sinema olmasından dolayı Eurimages'dan fon almakta. Sanırım aynı durum Broadway Sineması için de geçerli ama emin değilim. Benzeri fonlar türk filmleri için Kültür Bakanlığı ya da İKSV gibi kurumlar tarafından ya da sinema endüstrisi örgütlenmesi -ki henüz yok böyle bir şey- içinde yaratılamaz mı? İşte o zaman hayat bayram olmaz mı?

O değil de, ben sanki There Will Be Blood'dan bahsetmedim. Neyse artık, bir dahaki sefere...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder