26 Temmuz 2008 Cumartesi

Bir berber bir berbere "Bre berber...

Bugün berberime gittim. Benim berberle muhabbet ilginç oluyor, zira berberin kendisi de ilginç. Son gidişimde, sanırım 31 Mayıs'tı, içerisi Japon doluydu, öyle ki sabah erkence gitmeme rağmen sıranın bana gelmesi çok uzun sürdü, bana kahvaltıya gelecek olan Elif'i bekletmemek için traşımı olmadan eve döndüm. Aynı gün öğleden sonra gittiğimde de bir başka Japon traş oluyordu, onu bekledim. O gün traşımdan sonra da oturup National Geographic seyrettik berberle, çaylarımızı içerken.

Bugün de traş esnasında teknolojinin evriminden, yenilenebilir enerji kaynaklarından -Bir an yanlışlıkla "Yenebilir enerji kaynakları" yazsam ne güzel olurdu diye düşündüm, gofret gibi mesela- falan bahsediyorduk. O esnada "İlginç bir muhabbet oldu bu, bunu bloga yazayım" diye düşündüm. Muhabbet ilerleyip değiştikçe bloga yazacak başka bir şey çıktı: evli ve bir çocuk babası olan berberimin benden sadece bir yaş büyük olduğunu öğrendim.

Elbette, 25 yaşına gelmiş, üniversite okumamış ve meslek sahibi bir adamın evli ve çocuklu olması alışılmadık bir durum değil ama ne yalan söyleyeyim ilk anda ciddi biçimde garipsedim. 24 yaşına gelmiş, işsiz ve yalnız olan kendimle karşılaştırınca önce kötü hissettim kendimi. O arada muhabbet değişmeye devam etti ve berberimin babasıyla olan ilişkisini konuşurken -Sadece şu cümleyi okuyan bir insan beni psikolog sanabilir mi acaba?- bu konu zihnimin derinliklerine kaçtı.

Eve geldikten sonra, duş alırken tekrar aklıma geldi bu konu ve aslında kendimi kötü değil, bilakis iyi hissetmem gerektiğini fark ettim. Hiç belli olmaz elbette ki, ama iyimser bir tahminle ömrümün yarısından fazlasını henüz yaşamadığımı var sayıyorum. Eğer şu yaşımda evlenmiş, çocuk yapmış ve sağlam bir meslek sahibi olsaydım hayatımın geri kalanında yapacak çok az şeyim kalmış olurdu. Mesela benim berber bir yılı aşkın süredir kendi dükkanını açma peşinde, muhtemeldir ki bir-iki yıla kalmaz bunu da yapacaktır. Onun yerinde olsam, o noktadan sonra muhtemelen sıkılırdım, yapacak bir şey kalmazdı. Ha, insan illa ki kendine yapacak bir şey bulur ama bu kadar büyük çaplı hedeflerin erken tükenmesi hoş değil.

Demek istediğim, daha önümde bir mesleğe atılmak ve kendimi ilerletmek, belki evlenmek ve aile kurmak, belli bir noktadan sonra kendi tasarım ajansımı açmak ve hepsini bitirdikten sonra da yelkenlime atlayıp dünya seyahatine çıkmak için yeterince vakit var sanırım. Tamam, kabul ediyorum, yelkenli kısmı çok klişe oldu. Neyse canım, onun yerine yeni bir şey bulmak için de yeterince vakit var (:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder