10 Ağustos 2008 Pazar

Madness is like gravity, all it takes is a little push...

Yazının başlığını "Why so serious?" yapmamak için adeta kendimle bir savaş verdim, o laf dilimin ucundan kendini boşluğa fırlatmak için ne kadar direndiyse, ben de bir klişeden kaçmak için o kadar direndim. Sonra da filmde, ondan sonra ilk aklıma gelen replik olan bu cümleyi yazdım aklımda kaldığınca...

Hâlâ izlemeyenler varsa -bu arada belirteyim, yazı spoiler içermez- şunu söyleyebilirim: bir gün daha kaybetmeyin, gidin. Bugün ikinci defa izledim filmi ve her sahnede neler olacağını bildiğim hâlde bu kadar heyecanla seyredeceğimi giderken tahmin edemiyordum.

Uzun uzun bir şeyler yazmayacağım, fazlasıyla yazılıp çizildi film hakkında. Şunu söylemek istiyorum sadece, Nolan'ın kullandığı sinema dilini sevebilir ya da sevmeyebilirsiniz, ama şurası aşikar ki kullandığı dili tek kelimeyle kusursuz kullanmış. Karakter gelişimleri ancak bu kadar pürüzsüz, kurgu ancak bu kadar ahenkli olabilirdi.

Heath Ledger'ın Joker'i içinse gerçekten söylenecek bir söz yok. Benim diyen aktörün bile artık Joker'i canlandırmadan önce iki değil iki bin defa düşünmesi gerekecek.

Son olarak da, Maggie Gyllenhaal'a sevgilerimizi gönderelim.

Bu arada, The Dark Knight'tan bahsediyordum (:

3 yorum:

  1. Maggie Gyllenhall sevenler kulübü kurmak ve Çimen'in doğum günündeki tartışmayı buraya da taşımak istiyorum, kayıtlara geçmesi için. Sevenler el kaldırsın.

    YanıtlaSil
  2. Seviyorum. Güzel değil belki ama, farklı bir elektriği var, cezbediyor.

    YanıtlaSil
  3. Herhangi bir yanlışlığa mahal vermemek için ben de kaldırayım el.

    YanıtlaSil