21 Nisan 2009 Salı

Naftalin yerine anı kullanıyos biz... (Daha ucuza geliyo)

İki hafta önceki yazıda genel bir dağınıklık hâlinden bahsetmiştim. Öyle ki, artık basit şeyleri yapmayı unutmayayım diye kendime not almaya başladım bugün. Aslında unutmaktan ziyade, "gözümün önünde durup beni rahatsız etsin de yapayım" düsturuyla not almaya başladım. Not dediğimi de cep telefonuna alıyorum bu arada, gözümün önünde ya (:

Bugün için aldığım iki not vardı. İlki ortalıktaki kıyafetleri toparlamak ve bisiklet kıyafetlerini yıkamaktı. Kıyafetleri toparladım ve yıkanacaklar da şu anda yıkanıyor. Hatta arada artık giymediğim şeyleri de dolaptan çıkarayım diye düşünüp o işe giriştim, ama Emre sağ olsun "Abi, bu çok güzelmiş, çok yakıştı sana" lafları arasında anca parçalanmış bir pantolondan kurtulabildim, başka da bir şeyi çıkartamadım dolaptan... "Artık atarım bunu" dediğim bir gömleğim vardı ama Emre o kadar övdü ki gömleği, öyle bir gaza geldi ki, neredeyse üstüne para verip tekrar satın alacaktım on senelik gömleğimi.

Bir taraftan da şunu merak ettim mesela: ben eskiden acaba çok bol tişörtler ve gömlekler mi giyiyormuşum? Lisedeyken aldığım tişörtler bile hâlâ oluyor üstüme. -Oluyor derken, "biraz hatlarımı gösterecek şekilde" diye eklemem gerekiyor sanırım... (: -

Bir de, böyle eski kıyafetleri karıştırınca birtakım anılar da çıkıyor ortaya, zaten anı dediğin de naftalin gibi bir şey, kıyafetlerin arasında falan duruyor. Hele de benim gibi kendi kişisel tarihine yönelik takıntılı bir hafızası olan insanlarda daha da acaip oluyor. Geçen sene bu zamanlarda bir gün durup dururken "Bu üzerimdeki tişörtü geçen sene bugün almıştım" diyerek yanımdaki arkadaşımı biraz dumura uğratmıştım. -O tişörtü alalı da iki seneyi geçmiş demek ki, tabii 10 Nisan 2007'ydi... (: -

Şaka bir yana, neredeyse her tişörtümü ne zaman nereden aldığımı hatırlarım. Tabii şunu da belirteyim: tişörtlerin bir kısmının üstünde birtakım ipuçları mevcut -Hard Rock Cafe, Oslo gibi mesela-. 10 Nisan 2007'de aldığım tişört de o tarz bir şeydi. Tişörtler kadar net olmasa da gömleklerimi de ne zaman nereden aldığımı hatırlarım çoğunlukla. Pantolonları o kadar çok hatırlamam mesela.

Pantolonlarıma pek bağlandığım da görülmemiştir zaten. Neden acaba? Bir aralar ayakkabılarıma çok bağlıydım ama. 1999'da aldığım bir çift spor ayakkabım vardı mesela, 2004 senesinde artık parçalanmaya başladıktan sonra annemin ve sevgilimin bitmeyen ısrarları sonucu yeni bir çift ayakkabı almıştım.

Neyse, geyiği uzattıkça uzattım galiba, çamaşırlar da bitti zaten, gidip onları asayım, sonra da yatayım hatta...

Ha bu arada, bugün yapmak için not aldığım ikinci şey de bloga -dört satırdan uzun- bir yazı yazmaktı.

4 yorum:

  1. sen, sevdiğimdin, bebeğimdin, neden ayrıldık?

    YanıtlaSil
  2. Aycan, ağzını topla (:

    YanıtlaSil
  3. bebeğim benim, bebeğim benim
    ilk göz ağrım, sevdiğim benim
    allahını seveyim, canımı vereyim,
    uğrunda öleyim, bebeğim benim

    YanıtlaSil
  4. Kahvemi aldım, köşeme kuruldum, okudum... 4 satır konulu extra isteği gerçekleştirmiş olmandan dolayı müteşekkirim :)

    YanıtlaSil