27 Eylül 2010 Pazartesi

Zamanın değiştiremediği birtakım şeyler...

1996 senesinin Kurban Bayramı'ydı yanlış hatırlamıyorsam, -Ramazan Bayramı da olabilir- Kıbrıs'a gitmiştik ailece. Kuzenlerimden birinin eşi orada çalışıyordu o sırada, biz de fırsattan istifade kuzenler vs. derken kalabalık bir KKTC çıkartması yapmıştık. Gidiş yolumuzdaki KTHY pilotu yol boyunca susmamış; Amerika'da gezdiği Boeing fabrikasında gördüğü testlerden girip, rulet masasında uğurlu sayısının kırmızı 23 olduğundan çıkmıştı.

Her neyse, bu anıdan bahsetmemin sebebi pilotun muhabbeti, Boeing fabrikası ya da Kıbrıs'ta geçirdiğim günler değil. Bu anıdan bahsetmemin sebebi, an itibariyle hazırlamakta olduğum sunum.

Biraz geriye gidelim:

Cuma akşamı ajanstan çıkarken, pazartesi günü öğlene yetiştirilmesi gereken sunumun metinlerini haftasonu yazacağımı söyledim.

Cuma gecesi, sabahın erken saatlerine kadar içtim.

Cumartesi öğleden sonra kalktım, akşamdan kalmalığımın etkisiyle bütün günü tembellik yaparak geçirdim. Akşama doğru kendime gelebildim. Yedi sene önce satın aldığım ama hiç izlemediğim bir DVD'yi koyup izledim nihayet: Fight Club -Sinemada izlemiştim.-. Akşamın ilerleyen saatlerini de NTV Radyo'dan caz dinleyerek ve kitap okuyarak geçirdim. Bir cumartesi akşamını evde, caz eşliğinde kitap okuyarak geçirdiğimi fark edince yaşlandığımı düşünerek korktum. Bütün yorgunluğumun üzerine bu korkuyu da ekleyerek yatağa çekildim.

Pazar sabahı kahvaltımı ettikten sonra evden çıktım, Kadıköy'e gittim. Sadun ve Mesut'la buluşarak Guitar Hero/Rock Band gibi şeyler oynadık. İki buçuk saat boyunca davul çaldım, sağ elimin işaret parmağı şişti. Sonra çıktık, bir şeyler yedik. Mesut gitti, Çimen geldi. Kadıköy'ün çeşitli mekanlarında oturup bira, kahve gibi şeyler tükettik. Son vapura bindim, Beşiktaş üzerinden eve geldim. Biraz oyalandıktan sonra sunumu yazmaya başladım.

Biraz daha geriye gidelim:

1996'daki bayram tatilinin son günü. Kahvaltıdan odaya dönüp çantamı toparlamaya başladım. Sırt çantamın arkalarında bayram tatili için verilmiş 20 sayfayı aşkın ingilizce ödevimi gördüm. Otelde, havaalanına giderken arabada, havaalanında, uçakta, eve giderken arabada ve evde ödev yaptım. Geceyarısı gibi yattım. Hayatımın o zamana kadarki en kötü günüydü.

Görüyorum ki, pek ders almamışım (:

2 yorum:

  1. "bayram" temasi bana gizli bir gonderme degil di mi? :)

    YanıtlaSil
  2. iki yıllık iş hayatından sonra öğrenciliğe dönüş haftamı atlattım. çarşamba gününe 100 sayfa civarı bir okuma listesi verdiler, itinayla fotokopi çektirdim. tabiki salı günü uçak-havaş derken ve akşam yatmadan önce "gözden-geçirme- yöntemini kullanarak okuyacağım. en saçma yanı ise bunun artık bana gayet normal görünmesi.

    YanıtlaSil