20 Haziran 2013 Perşembe

Etiler halkının doğrudan demokrasiyle imtihanı

Bu yazı, iki gün üstüste forumlara katılmanın getirdiği olaylara hakim olma hissinin ve dün yazıya aldığım tepkilerin ardından biraz daha fazla kişisel yorum ve eleştiri içeriyor olabilir. Başlangıcından itibaren Direniş'e elimden geldiğince destek vermiş biri olarak eleştirilerimde hakkaniyetli olmak adına elimden gelen tüm çabayı gösterdiğimi belirteyim. Buyurun lütfen:

Salı akşamki Abbasağa forumu deneyiminin ardından dün akşam da (19 Haziran) kendi semtimin forumunu görmek için Etiler Tepecik Yolu'ndaki Sanatçılar Parkı'nın yolunu tuttum. Saat 9'a 5 kala parka girdiğimde 100-150 kişilik amfitiyatronun çevresinde toplanmış küçük bir kalabalık var sadece. Saat 9'da alkışlar ve tencere tava seslerinin yükselmesiyle parkın geneline yayılmış olan kalabalık amfide toplanmaya başlıyor. Bir önceki gün Abbasağa'da bulunan yaklaşık 3,000 kişiye karşılık Etiler Forum'un en kalabalık hali 300 kişiyi anca buluyor. Bir önceki akşama göre bir hayli artış olduğu konuşuluyor, kalabalık arttıkça bir megafona ihtiyaç olduğu farkediliyor. Kalabalığın içinden bir kişi megafon sattığını ve ertesi gün bir tane getireceğini söyleyerek kitleyi rahatlatıyor.

Sayının az olmasının avantajları var elbette: Abbasağa'daki 2 dakikalık konuşma süresine karşılık Etiler'deki konuşma süresi 3-4 dakika, zorlarsan 5'e kadar da yolu var.

Ama muhtemelen en büyük fark demografik. Abbasağa'nın yaş ortalaması 25-30 arasında bir yerde olan kitlesine karşılık Etiler'de kalabalık bir 40 yaş üstü grup ortalamayı kabaca 30'ların ilerleyen kısımlarına çekiyor. Yine de olayı organize eden ve aktif rol alanlar gençler. Moderatörlerden biri 26 yaşında bir reklamcı, diğeri 22 yaşında bir öğrenci. İkisi de ilk gününden beri Gezi'de bulunduklarını ve orada başlayan organize olma çabalarının bir sonucu olarak bu parkta aktif olduklarını açıklıyorlar, Etiler'in şüpheci halkının "İyi de siz kimsiniz? Bu forumları kim düzenliyor?" sorularına yanıt vermek için.

Söz alanlar kendilerini tanıtıyorlar: Mimar, Avukat, X Bankası'nda yönetici gibi meslekler art arda geliyor.

Abbasağa ve Etiler arasındaki bu demografik fark özellikle iki noktada kendini manifeste ediyor:

1. Söz kesme & lafa girme
Abbasağa'da bulunduğum 2 saatlik süre içinde bir kere bile rastlamadığım "Oturduğu yerden lafa girme" davranışından, Etiler'de konuşan hemen hemen her konuşmacı nasibini alıyor. Sayıca belki az ama desibeli yüksek bir grup insan; ya ortamdaki kalabalığın az olmasından aldıkları cesaretle ya da sosyo-ekonomik seviyelerinin ve profesyonel hayatlarındaki konumlarının verdiği güvenle (Tamamiyle kişisel yorumlarım) hiç çekinmeden konuşmacıların lafını kesiyor, oturduğu yerden lafa giriyor ve her konuşmacının konuşması bittikten sonra onun konuşması kadar süren bir tartışma yaşanıyor. 16. konuşmacı konuşurken bütün forumun sempatisini toplamış 26 yaşındaki moderatör artık kendini daha fazla tutamıyor ve "Yahu 'gençler şöyle böyle' diyorsunuz ama Abbasağa'da 3,000 genç bir defa bile birbirinin sözünü kesmeden konuşuyor. Burada ise her konuşmacının lafı kesiliyor." diye isyan ediyor. Etiler Forum halkının gençleri bıyık altından gülümserken utangaç bir sessizliğe doğru konuşmasına devam ediyor sahnedeki.

2. Biz & Onlar söylemi
Başbakan'ın ağzından düşürmediği "Biz & Onlar" söylemi belli ki bu demografide, gençlere nazaran biraz daha fazla karşılık buluyor. "Apolitik" gençlerin hareketinin daha kucaklayıcı olmasının en önemli sebebi de "Politize" üst kuşakların hala "Biz & Onlar" söyleminden sıyrılamamış olması belki de... Kimi zaman bilinçli, kimi zaman ise istemsizce bu ayrım telaffuz ediliyor. "Onları da buraya davet edelim, onlara kendimizi anlatalım, onları eğitelim..." gibi öneriler havalarda uçuşuyor. Ama, bu ayrımın keskinleştiği her defada dinleyenler arasından birileri uyarıyor (Lafa giriyor) ve bir "Ötekileştirme" tartışması başlıyor kavramsal düzeyde. Konuşmacılardan bir tanesi bu konudaki tavrını çok net bir şekilde ortaya koyuyor: "Onlara kendimizi ya da bir şeyleri anlatmak değil, bizim bir şeyleri anlamamız gerekiyor. Anlatmaya çalıştığın zaman ders verir hale geliyorsun, biz kimsenin hocası değiliz. [Gezi'deki Antikapitalist Müslümanlar'ın namazına istinaden] Ben karşımdakinin namazının bekçisi olmadığım sürece, o da benim hayat tarzımın bekçisi olmadığı sürece toplumsal barış sağlanamaz. Toplumsal barış sağlanır da iki taraf birbirinden korkmayı bırakırsa o zaman zaten iktidar da ana muhalefet de oy alamaz hale gelir!" sözleri gecenin en coşkulu alkışlarından birini alıyor.

Aslına bakılacak olursa, eğitim seviyesi açısından biraz daha homojen bir grup bulmaktan mütevellit, kavramsal tartışmalar buldukları her çatlaktan sızıyorlar. Bir kadının "Etiler Forum ismi, Etiler'in algısı [Zengin bir muhit olması] dolayısıyla biraz dışlayıcı kalıyor. Sanatçılar Parkı Forumu mu olsun?" önerisi uzun uzun tartışılıyor. "İyi de, Sanatçılar Parkı tüm sanatçıları kapsayan bir yer değil, daha inşa edilirken bunu reddeden sanatçılar olmuştu." karşı teziyle parkın ismini de tartışmaya katıyor birisi. Bıraksan saatler sürecek bu tartışma çoğunluğun "Aman ne kasıyoruz. Semtin ismi Etiler, buranın ismi de Etiler Forum işte..." tavrını ortaya koymasıyla sona eriyor.

Bir başka tartışma ise daha konuşmalar başlamadan yaşanıyor. Önlerde duran bir kadın "Abbasağa'da konuşmalar başlamadan önce insanlar durup İstiklal Marşı'nı söylüyor, biz de söyleyelim" önerisinde bulunuyor. Öneri başta hafif kabul görür gibi olsa da birdenbire gecenin ilk hararetli tartışmasına evriliyor. Bir grup bayraklar ve flamalar gibi bunun da bir ötekileştirmeye dönüşebileceğini belirtirken bir başkası da "Marş ve bayrak kanunlara tabi, kafamıza göre söylememeliyiz" açısından olaya yaklaşıyor. Tartışma iyice hararetlenmeye yaklaşırken bir adam Direniş sürecinde hayatını kaybeden 4 kişiyi hatırlatıyor ve bir saygı duruşu önerisinde bulunuyor. Öneri anında kabul görüyor ve parka bir dakikalık sessizlik çöküyor, marş tartışması da bu şekilde bitiyor.

Şu anda yurtdışında bulunan yakın bir dostum, ben parka gitmeden önceki Facebook iletişimimizde Abbasağa'daki özgürlükçü/sol kitleye nazaran Etiler'de daha laik/Kemalist bir kitleyle karşılaşmamı beklediğini söylüyor. Baştaki İstiklal Marşı tartışması bu beklentiyi doğrulayacak gibi görünse de, aslında çok keskin bir laik/Kemalist çizgi hissedilmiyor. Öyle ki saat 23:00 gibi kalkarken kendi kendime "İki saattir konuşuyoruz, bir kere bile Atatürk demedik" diyorum. Buna karşılık, kitlenin genel söylemine hakim bir seküler tavır mevcut. Dostumun beklentisinin tam anlamıyla karşılanmamasının sebeplerini eve döndükten sonraki Skype konuşmamızda tartışıyoruz. Çok net bir sonuca vardığımızı söyleyemeyeceğim, zira hepi topu 300 kişilik grup çok büyük bir örneklem değil.

Birkaç anektodla bitireyim:

  • - Bir önceki gün Abbasağa'da olduğu gibi, Etiler'de de boykot konusu çokca tartışılıyor. Bolca farklı görüş mevcut. Birisi "Hükümet halktan iki şey bekler: Oy ve vergi. Tüketim yapmazsanız hükümetin vergi gelirleri düşer. Ekonomideki gidişat bozulursa da hükümetin elinde koz kalmaz." diyor ve ABD'nin İngiltere'den bağımsızlığını kazanmasındaki kilit söylem olan "No taxation without representation"ı hatırlatarak "Madem mecliste temsil edilmiyorum, mümkün olduğunca az vergi vermek istiyorum" diye ekliyor.
  • - Bir başka katılımcı ise boykot konusunda tam tersi görüşe sahip. Direniş'in başarıya ulaşması için sermayeyi ve büyük güçleri yanımıza çekmemiz gerektiğini savunuyor. Fransız Devrimi'nin simgelerinden La Liberté guidant le peuple'den örnek veriyor: "Solda kapital durur, sağda halk". Koç ve Boyner'in desteğini hatırlatıyor. Uluslararası medya sayesinde algının güçlendiğini ve uluslararası baskının artmasının dün ABD Büyükelçisi Ricciardione'nin AKP'yi "basmasıyla" sonuçlandığını belirtiyor ve sonuç olarak "Bu gruplardan destek alınmalı" diyor. Enteresandır kimse bu görüşe "E ama dış mihraklar?" diyerek karşı çıkmıyor.

Eugène Delacroix - La Liberté guidant le peuple

  • - Bir katılımcı yerel siyasetçilere ulaşmaya çalıştığını ve Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal'la telefonda konuştuğunu anlatıyor. Direniş hakkında konuşmak isteyen katılımcıya Ünal, "Telefonda konuşmaktansa yüzyüze konuşmak daha doğru olur" şeklinde cevap vermiş. Katılımcının "5-10 kişi toplanıp ziyaret edelim" önerisi şiddetli bir itirazla karşılanıyor. "Biz niye gidiyoruz? O buraya gelsin, konuşalım işte Forum'da" fikri ağır basıyor, o sırada arkalardan bir ses yükseliyor: "O başkan buraya gelecek!" (Gülüşmeler).

1 yorum:

  1. =).. buna gecenin ilerleyen saatlerinde.. ötekileştirici sözcük eleştirilerinden biri esnasında.. özür dilerim ama burası gezi ruhundan çok uzak diyen muhtemelen elli yaş civarı bir erkek katılımcının.. forumu terk etmesini de ben ekleyeyim ben ve birkaç kişi gördük ve baktık da.. ama durdurmaya çalışan olmadı bu da ilginç.. bu kişi o gün ve önceki gün.. konuşmacı olarak da çıkmamıştı ö yüzden yaş izlenimi ve cinsiyeti dışında bir data yok ..

    iki..
    bütün gece karanfil köy ve FSM mahallesinde oturanları "eğitelim" benzeri fikirler atıldı ama.. sonlara doğru yirmi küsur yıldır eğitim sen de çalıştığını söyleyen bir eğitimci.. bugün duyduğunu.. hatta çevresindekilere duyuru yapmayı da düşündüğünü.. ancak sonra bir gelip izlemek istediğini söyleyerek başlayıp konuştu tam süresinde bitirdi.. bitirmeden karanfilköyde oturduğunu da ekledi..

    bunun..
    bizim mahallenin forumuna katılanlardaki ( kırıcı da olabilecek ) oturduğun yere göre eğitilmeye ihtiyaç duyan duymayan ayrımcılığını sonlandıracağını umuyorum ...

    atalet

    YanıtlaSil