1 Ekim 2007 Pazartesi

Kars Seyahati Bölüm 2: Serhat şehri Kars

Bölüm 1: "Allah Allah, ne işin var ki Kars'ta?"

Hani bir şehre ilk adımınızı atarken edinilen, yani otobüsten, trenden ya da uçaktan inerken, ilk izlenim vardır ya, işte o. Kars için hiç de umut verici değildi o ilk izlenim (:

Ya platform kısaydı, ya da makinist 1366 kilometrenin sonunda bir 10 metre daha gitmeye üşendi, bilemiyorum. Ama en arkada bulunan yataklı vagon platforma denk gelmediğinden, ben vagonun kapısını açıp (Zaten Erzurum'dan sonra bir tek ben kalmıştım vagonda) doğrudan raylara attım kendimi. Rayları geçtim, birinci platforma ulaştım ve gar binasının yanındaki aralıktan Kars şehrinin sokaklarına doğru süzüldüm. Tam da o sırada iftar oldu.

Biraz etrafa bakındım, sonra da şehir merkezi olduğunu tahmin ettiğim yöne doğru yürümeye başladım, birkaç dakika sonra da tahminimin doğru çıktığını çocuksu bir gururla fark ettim. Yolda okuduğum Kar'dan tanıdığım Faikbey Caddesi boyunca yürüyüp otellere bakındım, uygun görünen bir tanesine girdim: "Banyolu oda 25, banyosuz 15 YTL". Banyolu bir oda tuttum, eşyalarımı bıraktım, dışarı çıktım. Otele en yakın lokantada, yani Güzelyurt Lokantası'nda bir akşam yemeği yedim, sonra da bir markete uğrayıp odama döndüm ve uyudum.

Ertesi gün, yani 22 Eylül Cumartesi günü Kars'ı gezdim. Kars'ı gezmek zaten bir günde yapılabilecek bir aktivite. Ne yazık ki Ani Harabeleri'ne gidemedim, Kars merkezine 50 kilometre uzaktalarmış meğer. Kars Kalesi'ne çıktım, Serhat Şehri Kars'ı bir tepeden izledim. Kars, Rus egemenliğinde kaldığı kısa zaman içinde bugünkü şeklini almış, şehir planlaması anlamında. İki duvar arasında ısıtma boşlukları olan, Rus yapısı güzelim taş binalar ise artık neredeyse sadece kitaplarda kalmış. Şehir merkezinde yok denecek kadar azlar. Yerlerini ise muhtemelen son on beş yıl içinde inşa edilmiş, göz zevki ne kelime adeta göz işkencesi olan, gecekondudan hallice apartmanlar almış ki; yüzyıllık taş binalar bir tozunu alsanız ilk günkü hâllerine dönecekken bu apartmanlar sanki anca birbirlerine dayanarak ayakta duruyorlar.

En azından, Ruslar'ın şehir merkezinde inşa ettiği cadde ve sokaklar hâlâ yerinde. Türkiye'de başka herhangi bir şehirde görmenin zor olduğu bir düzen hakim şehir merkezinde. Birbirine paralel beş cadde ve onları dik kesen cadde ve sokaklardan oluşuyor. Caddeler de birer bulvar havasında, kendileri de kaldırımları da geniş, kenarları ağaçlı. Şehrin içinde dolaşmak gerçekten zevkli oluyor caddeler böyle olunca.

Bir serhat şehri olmasından dolayı, Kars'taki işletmelerin yarısının ismi "Serhat": Serhat Kars Turizm, Serhat Kars Gazetesi, Serhat Kars Televizyonu (Cumartesi akşamı duyma özürlüler için Türkçe altyazılı olarak Beynelmilel'i yayımladılar). Bundan sonra en sık rastlanan isim de "Kafkas" zaten. Kars'ta dikkatimi çeken bir başka ilginç nokta ise otobüs şirketlerinin yazıhaneleri oldu. Aynı sokak üzerinde birkaç bina aralıkla aynı şirketin yazıhanesine rastlamak mümkün. En çok gözüme çarpan da Doğu Kars Turizm. Hani, Kadıköy Rıhtım'da Ulusoy, birkaç bina yanında Varan, biraz ileride de Kamil Koç vardır ya, işte Faikbey Caddesi'nde de Doğu Kars, biraz ileride Doğu Kars, iki bina yanında ise yine Doğu Kars var.

Bu gözlemlerimin ardından, 23 Eylül Pazar sabahı saat 10:00'da Kars'tan ayrıldım. İstikamet Doğubayazıt.

2 yorum:

  1. o kadar kiskandim ki seni, atlayip gitmeni ozellikle trene, ozellikle kars'a. Guven'i her defasinda kandirmaya calisiyorum ne olacak binecez, 1 gece kalacaz, donecez ama simdiye kadar olumlu cevap alamadim daha. keske ben de gelseymisim, hic sesimi cikarmazdim yalnizligini bozmazdim. neyse ben sansimi denemeye devam edeyim, bi israrimdan bikar ne de olsa :)

    YanıtlaSil
  2. vakit bulursam bir de kış zamanı gitmek itiyorum aslında, haber veririm (:

    bir ara vakit bulursam yolculuğun doğubayazıt ve erzurum ayaklarını da yazacağım inşallah, daha da imrendiririm belki (:

    YanıtlaSil