26 Şubat 2008 Salı

"Saç mı sakal mı abi?"

Bir haftayı aşkın süredir !f istanbul'u takip ediyorum. Volda'da olduğumdan dolayı 2007'de hem !f'i, hem de İstanbul Film Festivali'ni kaçırmış ve üzüntüye gark olmuştum. Neyse ki, döndükten birkaç ay sonra önce Filmekimi, ardından da Antalya Altın Portakal festival açlığımı gidermiş oldu.

Festival dönemlerini seviyorum. Normal zamanlarda çok sık sinemaya gidemiyorum bir süredir. Ama festival dönemlerinde özel olarak o iki haftayı ayırmak, "Amaan, ders de neymiş, sinemaya giderim ben" demek güzel şeyler. Ya aslında konuyu dağıttım biraz, bu seneki !f ile ilgili bir özet yazacağım aslında, muhtemelen perşembe en son filmimi izledikten sonra yazarım.

Festival dolayısıyla hazır sinemaya gitme gazına girmişken Çimen aradı bugün, ki kendisi Tim Burton & Johnny Depp ortaklığı borsaya açılsa %51 hissesini hiç düşünmeden alacak bir kişidir, "Sweeney Todd'a gidelim" dedi, "Tamam" dedim. Festival haftası sinema konusunda kışkırtılmaya çok açığım anlaşılan.

Gittik gördük. Filmi görmeden önce fuayede filmden çıkmış 50'li yaşlarının sonunda olan bir amcanın film yorumlarına maruz kaldık: "Çok çirkin, ne o öyle kanlar falan fışkırıyor, nasıl böyle bir film yapılır, yani çok çirkin, hiçbir insan görmemeli bence bu filmi..." Kabadayı'yı acımasızca eleştiren insanlara kin kustuğum yazımdan ötürü beni kınayan arkadaşlarımı daha fazla sinirlendirmemek adına amcaya sadece "Birader beğenmediysen beğenmedin, başkalarının izlemesine ne karışıyorsun? Hem ayrıca 'Çirkin' diye film eleştirisi mi olur?" diyorum ve geçiyorum.

Bilindiği üzere film bir müzikal. Bu yüzden hikaye yapısını bir sinema filmi olarak ele alıp eleştirmek yerinde olmaz. Ne yalan söyleyeyim, ben de pek bir müzikal hayranı değilimdir [Bir insan neden usturasına şarkı söyler ki?]. O yüzden film beni çok açmadı. Ama şunları söylemek gerekir ki Burton güzel bir dünya kurmuş ve güzel karakterler yaratmış, Depp de gerçekten başarılı oynamış. Oyunculuk anlamında Alan Rickman'ı belirtmeden geçmek ise asla olmaz.

Fuayedeki amcaya ise kan konusundaki görüşlerinde hak vermeden edemedim açıkçası. Filmde bolca kan var ama benim anlayabildiğim kadarıyla o kanın hikayeye özel bir katkısı yok. "Tarantino yapar da ben yapamaz mıyım?!" gibi bir gazla akıtılmış gibi geldi bana bütün o kan. Vallahi her yerden fışkırıyor böyle, ayy...

Filmin en etkileyici sahnelerinden birini de buraya ekliyorum, bu ham kurgu hâli sanırım, filmdeki bitmiş hâli bayağı farklıydı.

Videodaki sesler filmdekinin aynısıdır (Johnny Depp & Helena Bonham Carter)



2 yorum:

  1. Sweeney Todd'u henüz izlemedim ama filmi merak ediyorum bir kaç gün içinde izlemiş olacağım sanırım. Müzikal sevdiğimden değil, Tim Burton ve Johnny Depp ikilisi olduğu için izleyeceğim ben de.

    Müzikal kusurlu bir sinema türü. Müzikal bence sahneye ait bir tür beyazperdeye değil. Sinemanın en temel özelliğine aykırı çünkü. Filmin gerçekliğine kaptırmak istiyoruz sinemaya gidince. Kamerayı ve arkasındaki kalabalık ekibi unutup 2 saatlik bir deneyim yaşamak istiyoruz(Ben istiyorum en azından). Ama müzikal bu iluzyonu bozuyor. Bu sebepten sevmiyorum müzikalleri. Bir de bütün film boyunca hiç düzgün konuşmayıp baştan sonra şarkı söyleyenler var ki, çok daha fena oluyor :)

    Kan mevzusuna gelince filmi izlemediğim i,çin yorum yapamayacağım ama bazı filmlerde şiddetin işlevi olduğunu düşünüyorum ben. Pan's Labyrinth onlardan biriydi mesela bana göre.

    YanıtlaSil
  2. müzikal konusunda seninle aynı görüşteyim. ben de beyazperdede gerçek olduğuna inanabileceğim şeyler görmeyi tercih ederim [ya cidden, usturaya şarkı söylenir mi kardeşim?].

    şiddetin bir miktar bu filmde de yeri var tabii, hikayede yani, sonuçta adam seri katil (: ama dediğim gibi, bence bu kadar kan dökülmesinin hikayeye kattığı pek bir hadise yok. yani örneğin dexter'da kan olayının bir anlamı varken, burada ona yakın herhangi bir şey yok. cinayet sahneleri bu kadar kanlı olmasa çok şey kaybeder miydi? bana kaybetmezdi gibi geliyor...

    YanıtlaSil