19 Ekim 2008 Pazar

Blog için yeterince vakit ayıramamanın verdiği derin mihnet

Bloga yazı yazmanın ne kadar zaman aldığını çalışmaya başladıktan sonra fark ettim. Elimden geldiğinde özenli yazmaya çalışıyorum zira. İfadelerin problemsiz bir akışa sahip olduğundan emin olmadan yazımı göndermiyorum. Kimi zaman birilerinden -çoğunlukla da Deniz oluyor bu- yardım istiyorum "Bu laf olmuş mu sence?" diye. Tabii, yazımından kıllandığım kelimelerin nasıl yazıldığını TDK'dan kontrol etmek, refere ettiğim eserlerle ilgili doğru bilgileri IMDb'den ya da Wikipedia'dan kontrol etmek, gerekli sayfalara link vermek, linklerin çalıştığından emin olmak gibi işlemleri de yapınca ortalama uzunlukta yazdığım bir yazı, çoğunlukla bir saatten fazla bir vakit alıyor. Bu tarz bir vakti çalışmaya başladıktan sonra kolay kolay ayıramaz hâle geldim.

Çalışmaya başlamak dedim, bundan henüz blogda bahsetmemiştim, bahsedelim. Efendim, kiminizin bildiği, kiminizinse şu anda öğrendiği üzere, bir reklam ajansında çalışmaktayım iki aydır. Yoğun bir temposu var, gece geç saatlerde çıkıyorum genellikle. Hatta şu ana kadar ajanstan en erken çıktığım saat 18:30 idi, o da ajansca karaoke'ye gittiğimiz akşamdı (:

Tahmin edebileceğiniz gibi ajanstaki günümün aslında çok büyük bir kısmını bilgisayar başında geçiriyorum, gelin görün ki bloga bir şeyler yazmak çok da mümkün olmuyor bu esnada, birkaç sebepten ötürü. Birincisi elbette ki yukarıda bahsettiğim özeni gösterecek kadar vakit ayıramamak oluyor, ajansta kim bir saati kaybetmiş de ben bulayım. Diğer taraftan, konsantre olmak da çok kolay olmuyor. Üçüncü sebebim ise henüz ajansta bir bilgisayarımın olmaması. "Nasıl yani?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim -Bu da ne biçim bir laf ya, ulan ben burada oturmuş, bir taraftan Efes Dark'ımı yudumluyor, diğer taraftan da Jace Everett dinliyorken sizi nereden duyayım... Resmen saçmalık... Neyse...-.

Ajansta henüz bir bilgisayarım yok diyordum, o yüzden iki aydır, yani işe başlayalı beri ajansa R2-D2 ile birlikte gidiyoruz. Başlarda fena olmasa da bu yoğun tempo son zamanlarda R2-D2'yu bir hayli yormaya başladı. Ne yalan söyleyeyim, zamanla yaşlandı ve ağır işler yapamaz hâle geldi. Yine de hakkını vermek lazım, hem işte, hem de evde elinden geldiğince sızlanmadan işini yapmaya çalışıyor. Yine de, bu hafta ajansta bana bir bilgisayar gelmesini bekliyorum, umuyorum ki daha verimli şekilde çalışmaya başlayabileceğim ve belki bloga bir şeyler yazmaya bile fırsatım olabilecek...

Mesela, Helvetica ile ilgili yazmaya başladığım bir yazı var, hâlâ taslak olarak bekliyor... Onun dışında, şu yazıda başladığım dizilerin yeni sezonları hakkında atıp tutma serisi var mesela yazmaya devam etmek istediğim. Ama yazmayı bırakın, bayramdan sonra yayınlanan bölümleri izlemeye bile fırsat bulamadım henüz.

Aslında bu yazıda başka şeylerden de bahsetmek istiyordum, mesela geçen hafta uluslararası bir sempozyumda yaptığım akademik sunumdan ya da ertesi günkü askerlik şubesi maceramdan... Ama yazı haddinden fazla uzadı ve benim de uykum geldi, zaten dün gece de geç yattım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder