8 Ekim 2007 Pazartesi

Kars Seyahati Bölüm 3: Ağrı Dağı'nın gölgesinde

Bölüm 1: "Allah Allah, ne işin var ki Kars'ta?"
Bölüm 2: Serhat şehri Kars

Kars'tan Doğubayazıt'a ulaşmak için önce Iğdır'a gitmek gerekiyor. Bir başka serhat şehri olan Iğdır'a Serhat Iğdır Turizm'in midibüsüyle ulaşıyorum iki saatte. Midibüs beni çevremdekilerin otogar olduğunu iddia ettiği bir yerde indiriyor. Sokak üzerinde, iki binanın arasındaki bir boşluk. Tahminimce, Iğdır şehrinin gerçek bir otogarı var, burası ise sadece yakın yerlere giden daha küçük araçların hareket ettiği bir nokta. Zira, indiğim yerin hemen arkasında bir Doğubayazıt minibüsü beni bekliyor.

Yarım saatten biraz fazla süren Iğdır-Doğubayazıt yolunu da 60'lı yaşlarda Amerikalı bir çiftle birlikte alıyoruz. Minibüsten indikten sonra, yine bir otel aramaya koyuluyorum, biraz gezindikten sonra Otel Urartu'da karar kılıyorum. Bilseydim laptop'umu götürürdüm, zira Otel Urartu'da kablosuz internet mevcut.

Odama yerleştikten sonra İshak Paşa Sarayı'nın yolunu tutuyorum. Zaten Ağrı Dağı ve İshak Paşa Sarayı dışında da Doğubayazıt'ta pek ilgi çekici bir şey yok. Bu arada Doğubayazıt'ta da otobüs işletmelerinin (Bu sefer Ağrı Doğu Turizm) Kars'ta şahit olduğumdan daha da sık olduğunu görüyorum. Birkaç yüz metrelik ana cadde üzerinde en az dört tane Ağrı Doğu Turizm acentesi mevcut ve bir tanesi otogarın karşısına denk geliyor.

Otogar'dan İshak Paşa Sarayı'na giden minibüse biniyorum. Talep çok yüksek değil, minibüs bomboş. Biraz ekstra para alarak beni tek başıma götürüyor Saray'a. Saray şehrin yedi kilometre dışında, şehre tepeden bakan bir noktada.

Saray'la ilgili bilgileri internetten ya da kitaplardan bulmak mümkün, o yüzden burada uzun uzadıya anlatmam anlamsız. Gidip görmenizi tavsiye ederim ama, etkileyici bir yapı. Vakitten yana bir sıkıntım da olmadığından rahat rahat geziyorum Saray'ı tam bir saatte. Saraydan çıktıktan sonra yürüyorum biraz, minibüs falan yok, yokuş aşağı yürürüm derken bir araba yavaşlıyor, beni aşağı bırakmayı teklif ediyorlar, tamam diyorum. Yol boyunca Sami Yusuf dinleyerek huzur bulduktan sonra inip otele gidiyorum, biraz dinleniyorum. İftardan, yani lokantalar açıldıktan sonra, bir yemek yemek için çıkıyorum.

Doğubayazıt ilginç bir yer. Hani, çok değişik bir yer değil aslında. Herhangi bir doğu kasabasından farkı turistinin görece bol olması. Özellikle Ağrı Dağı'na tırmanmak için gelen bol oluyor. Bana da iki kere soruldu "Hocam, dağcı mısınız?" diye. Bu arada, "Hocam" lafı Kars'ta da yaygındı, 2003 yazında gittiğim Siirt'te de. Siirt'te Dicle Üniversitesi'ne bağlı bir eğitim fakültesi var, dolayısıyla esnaf da öğrencilere "Hocam" diye hitap ediyor. Kars'ta da sebep aynı olabilir, Kafkas Üniversitesi'nin de eğitim fakültesi var, ama bu tek fakülte değil. Neyse... Sonuç olarak bu hitabın Doğubayazıt'ta neden yaygın olduğunu bilmiyorum.

İlginç bir yer diyordum, turisti bol ama turistik bir yer değil, normal. Doğubayazıt'ta karşılaştığım özellikle ilginç bir durum var: nöbetçi berber uygulaması. Doğubayazıt'ı gezdiğim gün pazardı ve hâliyle berberler ve kuaförler kapalıydı. Ama, herbirinin kapısında "Nöbetçi Berber" ve "Nöbetçi Kuaför" yazan kağıtlar yapıştırılmıştı. Tıpkı nöbetçi eczane gibi, o gün nöbetçi berberin hangisi olduğunun ve adresinin yer aldığı kağıtlar. Dünyanın başka bir yerinde böyle bir uygulamaya rastlamış değilim ama bu tabii dünyada görmediğim pekçok yer olmasından da kaynaklanıyor olabilir.

Doğubayazıt'ta ana caddelerden bir tanesi çarşı işlevi görüyor ve araç trafiğine kapatılmış. Akşam olunca bu cadde üzerindeki çay ocakları dışarı masaları atıyorlar, bolca çay içiliyor. İnsana Nevizade'yi hatırlattığı bile söylenebilir, şu iki nokta olmasa:

1. Sadece çay var.
2. Oturanların 97%'si* erkek.

Bu arada, masaların ancak akşam caddeye çıkıyor olması ramazan ayı dolayısıyla da olabilir tabi. Her neyse, sokakta iki çay içtikten sonra (Çay da büyük ihtimalle İran sınırından geçmiş kaçak çaylardan, kaçak çay ve sigara ziyadesiyle yaygın Doğubayazıt'ta) otelime dönüyorum.

Uykusuz geçen bir gecenin sabahında çantamı alıp çıkıyorum otelden, Ağrı Doğu Turizm'in Konya üzerinden Antalya'ya gidecek olan otobüsü götürecek beni Erzurum'a. 24 Eylül Pazartesi sabahı 8:30'da terk ediyorum Doğubayazıt'ı.

*: İstatistiği bir tarafımdan uydurdum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder