28 Aralık 2008 Pazar

'tis the season to be jolly...

Sadun bey kendi blogunda ufak çaplı bir yeni yıl heyecanı yansıtınca benim de bir yeni yıl yazısı yazasım geldi birdenbire. Geçmişten bugüne yaşadığım yılbaşı gecelerini gözden geçirdim hızlıca.

Sanırım hatırladığım ilk yılbaşı 1989'a girdiğimiz akşamdı. Babamın bir arkadaşı ve ailesi bizdeydi, bana böyle birbirine takılıp sökülebilen plastik yolları ve binaları olan ufak şehir gibi bir oyuncak almışlardı. Neden bilmiyorum, özellikle yollar çok net bir şekilde aklımda hala, yaklaşık 10 cm. genişliğindeydi sanırım, krem rengi, kenarları hafif yüksek, sanki kaldırım gibi... Arabalarımla oynayabiliyordum bu şehirin üzerinde, güzel bir hediyeydi.

Buradan sonrası on yıl boyunca aynı şekilde ilerliyor, aileyle geçirilen yılbaşı geceleri. Teyzeler, kuzenler... İlk değişim 2000 yılına girerken oldu. Ailece Kıbrıs'taydık, o sırada bir kuzenim orada çalışıyordu, muhtemelen yılbaşı bayramlardan biriyle birleşmişti falan. Otelde kalıyorduk ve tahmin edebileceğiniz gibi otelin sıkıcı ötesi bir yılbaşı eğlencesi mevcuttu. Bu eğlenceye dayanamayan bendeniz geceyarısına bir-iki saat kala odama çekilip yeni yılı tek başıma karşılamayı tercih etmiştim.

2001'e girişim de aileden ayrı ilk yılbaşı etkinliğiydi sanırım. Abimin arkadaşlarının Ataköy'deki evinde kutlamıştık yılbaşını. 2002 ve 2003'ü ise Onurlar'da kutlamıştık. 2003'ün ilk saatlerinde Caddebostan Sahili'nde arabasında köfte satan adam Adalar'ı gösterip "Buralara elektrik nasıl gidiyor yahu?" diye sormuştu bize ama nedense benim "Deniz altından kablolarla" cevabımı pek beğenmemişti...

2004'e ise Suadiye'de, kuzenlerimin evinde ailece girmiştik. Gecenin ilerleyen saatlerinde ise ben, Emre ve İpek'le buluşmak üzere bir Kadıköy dolmuşuna atladım. Benden kısa bir süre sonra dolmuşa iki kız ve bir oğlan bindi, oğlan kendini kaybedecek kadar sarhoştu ve yolculuğun ilerleyen dakikalarında kızların "Ay ay çıkardı" çığlıkları eşliğinde ve dolmuş şoförünün kenara çekmek için yaptığı çılgın manevraların da etkisiyle dolmuşun içine kustu. Bendeniz mide bulandırıcı bi kokunun dolmuşu kaplamasını beklerken gayet saf bir votka kokusu dolmuşa hakim oldu.

2005 ve 2006, güzeldi. 2007'ye evde abim ve arkadaşlarımla birlikte girdik. Keyifli bir geceydi.

2007 senesinin hayatımın en mutsuz senesi olmasından mütevellit, 2008'i çok da hevesle karşılamadım. Geçen yılki yılbaşı yazımdan da bunu görebilirsiniz sanırım. Tek başıma evde oturup Lord of the Rings üçlemesini seyrederek karşılamayı tercih ettim 2008'i.

2007 kadar kötü olmasa da, hayatımın en mutlu yılı da değildi 2008. Yine de, güzel birkaç konser, bir adet kayak tatili ve bir adet pek keyifli yaz tatili gördü 2008. Bir adet mezuniyet ve dolayısıyla bir adet post-mezuniyet sendromu 2008 yılında yer aldı. Hayatımdan eksilenler oldu. Çalışmaya başladım, pazartesi sendromunu bir yaşam biçimi hâline getirdim. Senenin son günlerinde dalgalı kura geçtim...

2009'a keyifli girmeyi planlıyorum. Planlar her zaman tutmuyor tabii, zira bu haftasonunu da keyifli geçirmeyi planlıyordum ama çok tutmadı. Ama olsun, bazen "Mazhar dediyse, bir bildiği vardır" diye düşünmek lazım galiba...

Herkese mutlu yıllar şimdiden...

2 yorum:

  1. Nasıl gireceksin 2009'a; merak ettim. Ben senin 2008'e girdiğin gibi gireceğim bu gidişle :) Gerçi o güne kadar izleyecek bir şey de kalmaz :D

    YanıtlaSil
  2. 2009'a kafa-göz girmeyi planlıyorum, uygun mudur? (:

    şaka bir yana, Özgürol'un evinde gireceğiz, maskeli parti yapıyor...

    ne maskesi alsam/yapsam? fikir versene...

    YanıtlaSil